• Yedincisi: Sahih nakille sabittir ki, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), peygamberlikle vazifelendirilmeden önce bir ağacın altında oturmuştu. O yer kuruydu, birden yeşillendi. Ağacın dalları, Allah Resûlü’nün başının üzerine eğilip kıvrılarak gölge yaptı.
• Sekizincisi: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) yaşça ufakken Ebû Talib’in evinde kalıyordu. Ebû Talip ve çoluk çocuğu, onunla beraber yerlerse karınları doyardı. Allah Resûlü yemekte bulunmazsa doymuyorlardı. Şu hadise hem meşhur hem kesindir.
Hem Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) küçüklüğünde ona bakan ve hizmet eden Ümmü Eymen demiş ki: “Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) hiçbir vakit açlıktan ve susuzluktan şikâyet etmedi, ne küçüklüğünde ne de büyüyünce...”
• Dokuzuncusu: Sütannesi Halime-i Sa’diye’nin malının ve keçilerinin sütünün, kabilesinin aksine, çok ve bereketli olmasıdır. Bu hadise de hem meşhur hem kesindir.
Hem sinek onu rahatsız etmez, mübarek vücuduna ve elbisesine konmazdı. Hatta evladından Seyyid Abdülkadir Geylânî (kuddise sirruh) dahi ceddinden bu hali miras almıştı; sinek ona da konmazdı.
• Onuncusu: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) dünyaya geldikten sonra, bilhassa doğduğu gece, kayan yıldızların çoğalmasıdır ki, şu hadise, On Beşinci Söz’de kesin delilleriyle ispat ettiğimiz üzere, şeytanların ve cinlerin, gaybî haberleri almasının kesilmesine işarettir.
İşte madem Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) vahiy ile dünyaya geldi. Elbette kâhinlerin, gaipten haber verenlerin ve cinlerin yarım yamalak ve yalanlarla karışık haberlerine set çekmek lâzımdı ki, vahye
Dipnotlar
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/368; el-Halebî, es-Sîratü’l-Halebiyye 1/218.
- İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 1/119-120, 168; Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve s. 166; İbni Asâkir, Târîhu Dimaşk 3/86.
- İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 1/168; Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve s. 167; es- Suyûtî, el-Hasâisu’l-Kübrâ 1/141.
- İbni Hibbân, es-Sahîh 14/244-246; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 24/214; İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 1/299-301.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/368; el-Halebî, es-Sîratü’l-Halebiyye 2/624, 3/381.
- el-Hafâcî, Nesîmü’r-riyâd 4/335; en-Nebhânî, Câmiu Kerâmâti’l-Evliyâ 2/203.
- et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 25/186; et-Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk 1/454; Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve s. 135.