imamları tashih ettikleri ve hadisin kaynağına ulaştıkları için, ilmî olarak bir kanaat verir. Bunun pek çok misalinden birkaçını zikredeceğiz.
Birinci Misal: Mağrip’in büyük âlimi Kadı Iyâz Şifâ-yı Şerîf’inde, yüce bir silsile ve çeşitli rivayetlerle, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam)hizmetkârı, bir kumandanı, Hazreti Ömer zamanında İslam ordusunun başkumandanı, İran’ın fatihi ve cennetle müjdelenen on sahabiden biri olan Hazreti Sa’d İbni Ebî Vakkas’tan naklediyor:
Uhud Savaşı’nda ben Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanındaydım. O gün yayı kırılıncaya kadar kâfirlere ok attı. Sonra okları bana veriyor, “At!” diyordu. “Nasl”sız, yani uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları veriyor ve “At!” diye emrediyordu. Ben de atıyordum, oklar kanatlı olanlar gibi uçuyor, kâfirlerin bedenine saplanıyordu.
Yine savaşta, Katâde İbni Numan’ın gözüne bir ok isabet etti, gözünü çıkardı, gözbebeği yüzüne indi. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) mübarek, şifalı eliyle onun gözünü alıp yuvasına yerleştirdi. O göz Katâde’nin en güzel gözü olarak, hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. Bu hadise çok meşhurdur. Hatta Katâde’nin bir torunu, Ömer İbni Abdilaziz’in yanına geldiği zaman kendini şöyle tarif etmiş: “Ben öyle bir zâtın torunuyum ki, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) onun çıkmış gözünü yerine koydu, birden şifa buldu. En güzel göz o oldu.” Bunu Hazreti Ömer bin Abdilaziz’e nazım şeklinde söylemiş, kendini öyle tanıtmış.
Dipnotlar
- Bkz. Buhârî, cihâd 70, temennî 4; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 39.
- Bkz. İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 3/145; el-Vâkıdî, Kitâbü’l-Meğâzî 1/2; İbni Kesîr, el-Bidâye 3/234.
- Bkz. el-Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr 3/61; et-Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk 2/276; İbni Abdilberr, el-İstîâb 2/832.
- Bkz. et-Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk 2/383-389; İbni Kesîr, el-Bidâye 8/75-77.
- Sa’d İbni Ebî Vakkas’ın cennetle müjdelenen on sahabiden biri olduğuna dair bkz. Tirmizî, menâkıb 25; Ebû Dâvûd, sünnet 8; İbni Mâce, mukaddime 11.
- Müslim, fezâilü’s-sahâbe 42; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 1/142. Ayrıca bkz. İbni İshak, es-Sîre 3/307; İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 4/31.
- İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 1/187; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 3/251-252; İbni Abdilberr, el-İstîâb 3/1275.
- Haşiye: أَنَا ابْنُ الَّذِي سَالَتْ عَلَى الْخَدِّ عَيْنُهُ فَرُدَّتْ بِكَفِّ الْمُصْطَفٰى أَحْسَنَ الرَّدِّ فَعَادَتْ كَمَا كَانَتْ لِأَوَّلِ أَمْرِهَا فَيَا حُسْنَ مَا عَيْنٍ وَيَا حُسْنَ مَا رَدِّ
- İbni Kesîr, el-Bidâye 6/294; İbni Seyyidi’n-Nâs, Uyûnü’l-eser 2/23; el-Halebî, es- Sîratü’l-Halebiyye 2/543; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/652.