İçeriğe geç

Şu hayret verici vakadaki mucizelik yönünü gösterecek iki-üç noktayı dinle:

• Birincisi: Bir rivayette, o keçinin bacağı zehri haber verdiği vakit bazı sahabiler de işitti.

• İkincisi: Yine bir rivayette, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) zehri haber verdikten sonra şöyle buyurdu: “بِسْمِ اللّٰهِ deyiniz, ondan sonra yiyiniz. Zehir artık tesir etmeyecektir.” Şu rivayeti gerçi İbni Hacer Askalânî kabul etmemiş, fakat başkaları kabul etmiştir.

• Üçüncüsü: Hilekâr Yahudiler, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ve ona en yakın olan sahabilerin hepsine birden darbe vurmak istedikleri halde, hadisenin bir anda, gaipten haber verilmiş gibi meydana çıkmasıyla hileleri neticesiz kalmış. O haberin doğruluğu ve sahabileri tarafından hiçbir zaman gerçeğe zıt bir haber verdiği görülmeyen Resûl-u Ekrem’in, “Şu keçinin bacağı bana söylüyor.” demesiyle, herkes o sözü keçiden kulağıyla işitmiş gibi kesin bir kanaate sahip olmuş.

Üçüncü Misal: Hazreti Musa’nın (aleyhisselam) “yed-i beyzâ” ve “asâ” mucizelerine karşılık olarak, üç hadisede Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) birer mucizesini anlatacağız.

• Birincisi: Hazreti İmam Ahmed İbni Hanbel’in Ebû Saidi’l- Hudrî’den kaynağına ulaştığı ve tashih ettiği bir hadis:

Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Katâde İbni Numan’a, karanlık, yağmurlu bir gecede bir değnek verir ve buyurur ki: “Lamba gibi, senin her tarafına onar arşın ışık verecek. Evine gittiğin zaman siyah bir gölge göreceksin. O şeytandır. Onu evinden çıkar, kov.” Katâde değneği alır, gider. Değnek ona yed-i beyzâ (parlak bir el) gibi ışık verir. Evine varır, o siyah gölgeyi görür, kovar.

181