İçeriğe geç

İkinci Misal: Sahih hadis kitapları, sahih nakille Enes ve Ebû Zerr’den aktarıyor. Hazreti Enes (Hazreti Peygamber’in hizmetkârı) demiş ki: Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanındaydık. Avucuna küçük taşları aldı, taşlar mübarek elinde Allah’ı tesbih etmeye başladı. Sonra Ebûbekri’s-Sıddık’ın eline koydu, yine tesbih ettiler.

Ebû Zerr el-Gıfârî ise rivayetinde şöyle diyor: Sonra Hazreti Ömer’in eline koydu, yine tesbih ettiler. Ardından aldı, yere koydu, sustular. Yine aldı, Hazreti Osman’ın eline koydu, tekrar tesbihe başladılar. Hazreti Enes ve Ebû Zerr diyor ki: Sonra elimize koydu, taşlar sustu.

Üçüncü Misal: Hazreti Ali, Hazreti Câbir ve Hazreti Âişe-i Sıddîka’dan sahih nakille sabittir ki: Dağ taş Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ diyordu.

Hazreti Ali naklediyor: Peygamberliğin başlangıcında, Mekke civarında Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ile gezerken ağaçlara ve taşlara rast geldiğimiz vakit اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ diyorlardı.

Hazreti Câbir anlatıyor: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) taşa ve ağaca rastladığı zaman ona secde ediyorlardı. Yani itaatle اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ diyorlardı.

Câbir İbni Semure’nin bir rivayetinde, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuş:

إِنِّي لَأَعْرِفُ حَجَرًا بِمَكَّةَ كَانَ يُسَلِّمُ عَلَيَّ Bazıları demiş ki, bu söz Hacerü’l- Esved’e işarettir.

Hazreti Âişe’nin rivayetinde, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) şöyle ferman etmiş:

176