Hazreti Büreyde anlatıyor: Kuru hurma direği ağladıktan sonra Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) elini üstüne koyup şöyle buyurdu:
إِنْ شِئْتَ أَرُدُّكَ إِلَى الْحَائِطِ الَّذِي كُنْتَ فِيهِ تَنْبُتُ لَكَ عُرُوقُكَ وَيَكْمُلُ خَلْقُكَ وَيُجَدَّدُ لَكَ خُوصٌ وَثَمَرَةٌ، وَإِنْ شِئْتَ أَغْرِسْكَ فِي الْجَنَّةِ فَيَأْكُلُ أَوْلِيَاءُ اللّٰهِ مِنْ ثَمَرِكَ
Sonra ne söylüyor diye o kuru hurma direğini dinledi. Direk şöyle dedi, arkadaki sahabiler de işitti: بَلْ تَغْرِسُنِي فِي الْجَنَّةِ فَيَأْكُلُ مِنِّي أَوْلِيَاءُ اللّٰهِ وَأَكُونُ فِي مَكَانٍ لَا أَبْلٰى فِيهِ Yani, “Beni cennette dik ki, Cenâb-ı Hakk’ın sevgili kulları meyvelerimden yesin. Öyle bir mekân ki, orada bekâ var, çürümek yoktur.” Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam),قَدْ فَعَلْتُ dedi. Sonra, اِخْتَارَ دَارَ الْبَقَاءِ عَلٰى دَارِ الْفَنَاءِ buyurdu.
Kelâm ilminin büyük imamlarından meşhur Ebû İshak İsferâyînî ise şöyle naklediyor: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) direğin yanına gitmedi, direk onun emriyle yanına geldi. Sonra Allah Resûlü emretti, yerine döndü.
Hazreti Übey İbni Kâ’b der ki: Şu harika hadiseden sonra Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), “Direk minberin altına konulsun.” buyurdu. Minberin altına konuldu ve Mescid-i Şerif tamir için yıkılıncaya kadar orada kaldı. O vakit Hazreti Übey İbni Kâ’b onu yanına aldı, direk çürüyünceye kadar muhafaza edildi.
Meşhur Hasan Basrî, şu mucizeyi talebelerine ders verdiği zaman ağlar ve derdi ki: “Ağaç Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) meyil ve arzu gösteriyor. Siz o ağaçtan daha çok arzu ve meyil göstermeyi hak ediyorsunuz.” Biz de deriz ki:
Dipnotlar
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/304; İbni Seyyidi’n-Nâs, Uyûnü’l-eser 1/377; el-Halebî, es- Sîratü’l-Halebiyye 2/367. Yakın ifadeler için bkz. Dârimî, mukaddime 6.
- "Arzu edersen seni tekrar bahçeye dikeyim, köklerin gelişsin, ilk yaratıldığın gibi ağaç olasın, yeniden yaprakların ve meyvelerin çıksın. Veya istersen seni cennette dikeyim de Allah dostları senin meyvenden yesinler."
- Ben de arzu ettiğin gibi yaptım.
- Geçici, fâni hayatı bırakıp kalıcı, daimî hayatı tercih etti.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/304.
- İbni Mâce, ikâme 199; Dârimî, mukaddime 6; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 5/137-138.
- İbni Hibbân, es-Sahîh 14/437; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 5/142; İbnü’l-Ca’d, el- Müsned s. 466.