İçeriğe geç

İbni Abbas, Hazreti Sehl İbni Sa’d, Hazreti Ebû Saidi’l-Hudrî, Hazreti Übey İbnü’l-Kâ’b, Hazreti Büreyde, Hazreti Ümmü’lmüminîn Ümmü Seleme gibi sahabilerin her biri bir rivayetin başında, aynı mucizeyi ümmete bildirmişler. Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere, sahih kitaplar, o tevatür derecesindeki büyük mucizeyi gelecek asırlara rivayet kanallarıyla haber vermiş.

İşte Hazreti Câbir, rivayetinde diyor ki, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Mescid-i Şerif’te hutbeyi جِذْعُ النَّخْلِ denilen kuru direğe dayanıp okurdu. Minber-i şerif yapıldıktan sonra minbere geçtiği vakit direk buna tahammül edemedi ve hamile deve gibi ses çıkarıp inleyerek ağladı. Hazreti Enes, rivayetinde diyor ki, camus gibi ağladı, mescidi titretti. Sehl İbni Sa’d şöyle diyor: Direğin ağlaması üzerine cemaatin ağlaması çoğaldı. Hazreti Übey İbnü’l-Kâ’b ise diyor ki: Direk öyle ağladı ki, ortadan yarıldı.

Diğer bir rivayette Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyuruyor: إِنَّ هٰذَا بَكٰى لِمَا فَقَدَ مِنَ الذِّكْرِ Yani, “Onun ağlaması, yanında okunan hutbedeki ilahî zikirden ayrıldığı içindir.”

Bir başka rivayette ise ferman etmiş ki: لَوْ لَمْ أَلْتَزِمْهُ لَمْ يَزَلْ هٰكَذَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ تَحَزُّنًا عَلٰى رَسُولِ اللّٰهِ Yani, “Ben onu kucaklayıp teselli vermeseydim, Allah Resûlü’nden ayrıldığı için kıyamete kadar ağlaması böyle devam edecekti.”

172