Soru-cevaplar Üzerine1
Soru-Cevaplar Üzerine1
Akşamları camide tertip ettiğimiz sorulu-cevaplı sohbetlerde niyetimiz, Müslümanların itikat ve amelle alâkalı sorularına bilebildiğimiz kadarıyla cevap vermektir. Fakat bazen sorular tam olarak maksadı ifade edemez, bazen de cevabını tam bulamaz. Bazı zaman olur ki, cevap verildi zannedilen hususlarda cevap hiç de tatminkâr değildir. Esasen bu kadar soruya, çok uzun araştırmalar sonucunda ayrıntılı cevaplar vermek icap eder. Ayrıca soruları tasnif etmek ve mükerrer soruları çıkarmak için önceden ciddi bir çalışma yapmak da gerekir ki, benim de o kadar vaktim olmadı.
Keşke bütün vazifemiz bu olsa; her zaman halkla beraber olsak ve bu vazifede bize düşen işi tam yapabilsek… Evet, biz, bize düşeni, onlar da kendilerine düşen vazifeyi yapsalar. Zaten insanın şu imtihan dünyasına gönderilmesindeki asıl hikmet ve sır da budur. Bu kâinatı kuran, bu düzende her gün ayrı ayrı şeyleri insanlara gösteren, farklı âlemleri bir şeride takıp halkın nazarına arz eden Allah, herkese bir vazife takdir etmiştir. Öyle ise herkes, kendi çapında, kendisine yüklenen vazifeyi yapmalı ve kendisinden istenilenleri yerine getirmelidir.
Ben şahsen, İmam Gazzâlî’den istenen şeyi asla veremem; aslında böyle bir vazife bana yüklenmiş edilmiş de değildir. Çapım ve bilgi ufkum ölçüsünde benden istenecekler istenmelidir. Aynı şekilde cemaat olarak sizin de vazifeleriniz vardır. Bu itibarla, herkes kendi vazifesini yapmalı ve kendisine verilen rolü oynamaya çalışmalıdır. Neticede Allah da (celle celâluhu) yapmayı adaletinin muktezası saydığı işleri lütfedecek ve hakkımızda hüküm verirken de dünyada bize verilen vazifeleri yapıp yapmadığımızı değerlendirmeye alacaktır.