İçeriğe geç
21. Bölüm

Dinler Tarihine Eleştirel Bir Yaklaşım

DİNLER TARİHİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

Soru: “Dinler, insanlığın bedeviyet devrinde çeşitli tabiî hâdiseler ve afetler karşısında hissettikleri korku ve acz neticesinde totemlere tapmak şeklinde başlamış, sonra tekâmül etmiştir. Tarih boyunca ilim ve din çok defa uyuşmazlık yaşamış ve birbirine karşı olmuştur. İlmin hâkim olduğu asrımızda artık bir din hâkimiyetinden söz edilemez.” deniliyor. Ne dersiniz?

Bunlar, ilk mektep seviyesinde, çok basit, gayr-i ilmî ve seviyesiz fikirlerden ibarettir. Ama ne acıdır ki, bu fikirler, dinler tarihi adı altında hâlâ bizim lise ve üniversitelerimizde okutulmakta! Bugüne dek dinler tarihi veya insanlığın tekâmül tarihi adına ciddi bir şey yazılıp neslimizin istifadesine sunulmamıştır. Mağara devri, taş devri, tunç devri, demir devri, bakır devri gibi tasniflerin hepsi tarihî maddeciliğin ısrarla müdafaa ettiği şeylerdir. Aslında Batı’da bu meselenin tenkidi yapılmış, Gibb, Toynbee gibi Batılı büyük felsefî tarihçiler bunları sorgulamış ve ilmilikten uzak olduklarını söyleyerek bu konuda herkesi daha temkinli olmaya çağırmışlardır. Ne acıdır ki bu mesele Batı’da alay mevzuu olduktan sonra da bizde hâlâ şaheser olarak kabul edilmekte. Evet, orada modası geçmiş, rafa konmuş meseleler, bizde yeniden ders halkasına getirilmektedir ki, bu çok garip ve bir o kadar da acı bir durumdur. Hâlbuki Batı’da bir asırdan beri bu meselenin tenkidi yapılmakta ve buna dair pek çok eser telif edilmektedir. Bu konuda, isimlerini arz ettiğim zatların mevzu ile alâkalı yazdıkları tarihî eserler bu tür iddiaları kökünden silip süpürecek mahiyettedir.

83