Bir Rivayetin Metin Tenkidi
BİR RİVAYETİN METİN TENKİDİ
Bu hikâye Osmanlıca yazılmış bazı kitaplarda geçer. Ancak bunun ciddi hiçbir mesnet ve dayanağı yoktur. Geçmiş peygamberlere ait meseleleri bize Kur’ân ve Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hadisleri doğru olarak bildirir. Ne Kur’ân-ı Kerim’de ne de hadis-i şeriflerde Hazreti Musa (aleyhisselâm) ile Firavun arasında geçen böyle bir iddia ve yarışmadan bahsedilmez.
İkincisi, böyle bir meseleyi yazma, anlatma ve buna inanma; ne Firavun’u tanımış olmanın ne de Hazreti Musa’yı (aleyhisselâm) tanıyıp ona inanmanın ifadesi olabilir. Evet, bunu söyleyen ve buna inanan insan, Hazreti Musa’yı bilmiyor demektir. O, ulü’l-azm olan beş büyük peygamberden birisidir. Kur’ân-ı Kerim, ondan ve kavmi olan İsrailoğullarından gayet tafsilli bir surette bahseder. Hazreti Musa daha on beş-on altı yaşlarında delikanlı iken bir İsrailli ile Kıptî’nin kavgasını görür. Ayırmak maksadıyla Kıptî’ye vurduğu yumruk onun ölümüne sebep olur. Hata ile Kıptî’yi öldürünce çok pişmanlık duyar. Hâlbuki bu bir hata idi ve hatadan dolayı Allah onu muaheze etmeyecekti. Aynı zamanda öldürdüğü adam da bir mü’min değil, Firavun’un halkından şirretlik birisiydi. Buna rağmen, “Ey Rabbim! Nefsime zulmettim. Beni mağfiret et!”71 diye nedamette bulunmuş ve Allah’tan (celle celâluhu) mağfiret dilemişti.