Allah Yolunda Muvaffakiyet Ve Gurur
ALLAH YOLUNDA MUVAFFAKİYET VE GURUR
Gurur dediğimiz şey, insan kalbiyle alâkalı bir şeydir. Bazen yapılanı söylememek gururdur, bazen de söylemek.
Bir kere hizmet olarak yapılan işlerin binde dokuz yüz doksan dokuzu Allah’a (celle celâluhu) aittir. Şart-ı âdi olarak kişinin iradesine bağlı olan kısmı ise o kadar azdır ki, “Ben yaptım.” deme insanın Allah’a karşı kendini ortak koşması mânâsına gelir. Evet, yapılan işlerin ancak binde birinin bize ait olduğu söylenebilir. Onu da Allah, cebir olmasın diye lütfedip vermiştir. Yoksa esasen her şeyi yapan Hazreti Allah’tır. Müslüman olmamızda, mescide gelmemizde, hizmette devam etmemizde ve daha pek çok hayırlı işimizde bizim etkimiz yok denecek kadar azdır. Her şeyi yapan Allah’tır. Zira O, “Sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratan Yüce Allah’tır.”34 buyurmaktadır. Binaenaleyh bir insan, bunu düşünerek, yaptığı hizmetlere kat’iyen sahip çıkmamalıdır.
Bütün hayırlı işlerin sahibinin Cenab-ı Hak olduğu bir gerçektir. Böyle olunca da insan, “Ben hizmet ettim.” diyerek gururlanmamalıdır. Çünkü sahih bir hadis-i şerifte Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bazen Allah, bu dini, fâcir (günahkar) bir adamla da teyit ve takviye eder.”35 buyurur. Bu açıdan da herkes kendini Allah’ın dini teyit ettiği o fâcir ve fâsık adam bilmelidir. Mü’minler, yaptıkları hizmetlerinde muvaffakiyet yaşıyorlarsa, bu hadisi hiç akıllarından çıkarmamalıdırlar. Kendilerine olan teveccühü, hadiste anlatıldığı şekilde, Allah’ın kendilerini istihdam etmesi şeklinde düşünüp Allah’a sığınmalı ve hep bu endişeyi yaşamalıdırlar. Zira herkes fâsık olabilir ve Allah fâsıkları da kullanabilir.