Eşyanın Mülk Ve Melekût Yönü
EŞYANIN MÜLK VE MELEKÛT YÖNÜ
Makrosu, mikrosu ve normosuyla gözümüzle gördüğümüz, duyularımızla algıladığımız, duygularımızla kavrayabildiğimiz, tecrübe sahamıza giren veya girecek olan, ister teleskop, ister mikroskopla veya başka bir aletle tespit edebileceğimiz her şeye “mülk âlemi” denir. Bu mülk âleminin ötesinde, gözle görülemeyen, kulakla duyulamayan, elle dokunulamayan fakat nazarî olarak intikal edilen ve ilmen bilinen ayrı bir âlem vardır ki, o da kanunlar âlemi olan “melekût âlemi”dir. Sebeplerin, illetlerin, hikmetlerin, maslahatların ve faydaların nuranî keyfiyetleriyle cereyan ettikleri bu âleme de “melekût âlemi” denir. Esasen insan, eşyanın tecrübeye girmeyen bu yönüne ancak mârifet ve ledünnî ilmiyle muttali olabilir. Mesela, bir buğday tanesini elimize aldığımızda bunun bir kabuk ve nişasta yığınından ibaret olduğunu görürüz. Bunun alt köşesinde de ukde-i hayatiye diyebileceğimiz rüşeym vardır. Rüşeym, bir taraftan aşağıya doğru kök salarken bir taraftan da yukarıya doğru başağa yürür. Kabuk, rüşeym ve unlu kısım… bunların hepsi eşyanın mülk cihetine aittir. Fakat bir stoplazma içinde belli bir hücre yapısına sahip bulunma, bunun içinde belli bir kısım kanunların hükümfermâ olması, vazifeleriyle DNA ve RNA ise –bir yönüyle– eşyanın melekût cihetini ifade ediyor denebilir. Evet, melekût yönünde bu tür görülmeyen kanunlar, bir de bu yetişmeyi meydana getiren zâhirî kanunlar vardır.