Vahdet-i Vücud Bir “hâl”dir
VAHDET-İ VÜCUD BİR “HÂL”DİR
Hint yogilerinde ve Avrupa mistiklerinde tasavvufa benzer bazı hâllerin mevcut olduğu söylenebilir. Zira bunların hepsinde bir metafizik mülâhaza, bir iç müşâhede, kendini murâkabe, kontrol ve ruh ufkuna dayanma söz konusudur. İşte bu yönüyle birbirine benzeyebilirler. Şöyle ki, bu yolla kim ruhunu terbiye ederse bir kısım harikulâde şeylere mazhar olabilir. Bunun Rahmanî veya nefsanî olmasını Allah (celle celâluhu) bilir. Bir Rus veya Amerikalı az yese, az içse, hayrete varsa, bir çeşit fâni olsa, gönül gidip sahibine teveccüh etse, kendisine gayb ve ledün âlemine bir kısım menfezler, pencereler açılabilir ve o insan bizim görmediğimiz şeyleri görebilir, bizim muttali olamadığımız buudlardan eşyayı müşâhede edebilir. Bu mevzuda tecrübe sahibi pek çok insan vardır. Ne var ki bu konuda mühim olan, rıza-i ilâhidir. Allah’ın rızası istikametinde yol alan insan, şeytanî olmayan fevkalâde müşâhede ve mükâşefeye mazhar olur ki bu, aldatıcı değildir ve diğerlerine benzemez. Biz ümmet-i Muhammed olarak her zaman harikulâdelikler yerine rıza-i ilâhiyi tahsil peşinde olmalıyız.