İçeriğe geç
24. Bölüm

Filozof Ve Felsefe

FİLOZOF VE FELSEFE

Soru: Bütün feylesofların fikirleri İslâm’a zıt mıdır?

Aklın geçmiş malumatı ve şu andaki müşâhedeleriyle yeni komprimeler, yeni fikir hüzmeleri elde etmesine “fikir”, bu ameliyeyi yapmaya ise biraz daha cehd ve kendini zorlama mânâsında “tefekkür” diyoruz. Tariften de anlaşıldığına göre, asıl mesele, akla ve insanın idrakine dayanmaktadır. Aslında, insan idrakinin dıştaki eşya ile münasebeti, bu eşyanın insan içindeki intibaına bağlıdır. Ancak felsefe hâlâ hâricî hâdiselerin içteki intibaı meselesini çözememiştir. Bu mesele bizim için de bir ölçüde muğlaktır. Ne var ki biz bunu vahdaniyet-i ilâhiyeye delil sayarız.

Feylesof, eskilerin ifadesi ile, hikmetsever insan demektir. Yani o, eşyanın hârici ile bâtını arasındaki münasebeti kavrayan, yer yer niçin ve nedenlere inen, niçin ve nedenlere dayalı illet-malûl, sebep-sonuç münasebetlerini kavramaya çalışan, eşya ve hâdiselere karşı böylesi bir vazife yapan, hatta bununla alâkalı kanunlar da vaz’ eden insandır. Evet, filozof da bunu yapmıştır. Bunlardan bazıları, fizikteki determinizma (sebep sonuç ilişkisi) ile içtimaideki determinizmayı aynı mütalâa etmiş, bunu ona tatbik etmeye çalışmıştır. Onlara göre kâinattaki cari kanunlar aynıdır. Cansızlar âleminde cereyan eden aynı şey, insanlar âleminde de cereyan etmektedir. Bu bir içtimaî felsefedir.

İktisadinin, fiziğin ve kimyanın da kendisine göre felsefeleri vardır. Nitekim feylesof da, bu meselelerin felsefesini bilen insan demektir. Ancak aklın, eşyanın dış yüzünü ve insan içinde intibaını kavrama gibi bir hikmet-i vücudu, varlık sebebi vardır. Allah (celle celâluhu) bunları lütfettiğine göre herhâlde bunların haklı ve isabetli bir kısım semereleri de olacaktır. Öyleyse bütünüyle bir düşünce dünyasına, hikmetseverler âlemine ve ordusuna, bâtıl üzerinde ittifak etmiştir denemez.

96