Vesilelikten Öte Pâye Vermek Zulümdür
VESİLELİKTEN ÖTE PÂYE VERMEK ZULÜMDÜR
Bu soruya tek kelimeyle cevap verecek olursak şöyle diyebiliriz: Soruda çerçevesi çizilen büyük zatlara vesilelikten öte bir pâye verilmemeli ve onlara gösterilen sevgi, Hak’tan ötürü olmalıdır. İsterseniz bunu biraz daha açalım:
Biz, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) bile vesilelik nokta-i nazarından bakarız ve O’nu –inşâallah– delice severiz. Ashab-ı kiramı da (radıyallâhu anhüm ecmaîn) Efendimiz’e hizmetlerinden ötürü bir kadirşinaslık içinde ele alıp takdir ve tebcil ederiz. Yine Allah’a (celle celâluhu) ulaştırıcı her şeye, vesileliği cihetiyle ve vesileliğin büyüklüğü kadar saygılı olur, hep hürmetli olmaya çalışırız. Bu vesilelik çoğalıp uzayabilir, hatta günümüze kadar da devam edebilir. Mesela içimizden birisi, bir zatın hidayetine vesile olduğu takdirde, o hidayete eren kimse, vesileliğinden ötürü o kimseye karşı saygı duyar, sevgi ve takdir besler. Hakk’ın hatırı için onun hatırını da âlî tutar ve ona hürmette bulunur. Ancak bu takdir hisleri, o kimseye onun çok üstünde pâyeler vermekten, vesileliğin üstünde tanımaktan daha ziyade, samimi bir sevgi içinde olmalıdır; bu iki şey kat’iyen birbirine karıştırılmamalıdır.