Evet, ruhen ve kalben inkişaf etmemiş kimseler, “Lâ ilâhe illallah”tan sadece deliller muvacehesinde bir tevhid hakikatini anlarlar. Ama kalbî ve ruhî hayatları itibarıyla ileriye giden ve esmâ-i ilâhiyenin mecâlîsine muttali olan, esmâ ve sıfât-ı ilâhiye dairesine giren insanlar hayretten kendilerinden geçer, Zât-ı Akdes’i mülâhaza ve müşâhede iştiyakına kapılır ve her şeyi O’nda gördükten sonra “Lâ ilâhe illallah”ı başka şekilde anlarlar. Bir seviyenin tilmizi bunu, “Lâ mevcûde illâ hû” şeklinde, diğer bir seviyeninki de “Lâ meşhûde illâ hû” şeklinde soluklar. Bu sözlerden birincisi vahdet-i vücudu, ikincisi de vahdet-i şuhûdu ifade eder. İbn Arabî, tevhidi, “Lâ mevcûde illallah” şeklinde anlar ki, bu ona göre havassın tevhididir. Bu da, “Allah’tan başka mevcut yok; sadece Allah vardır. O’nun dışındaki her şey hayalâttan ibarettir.” demektir. Bunu vahdet-i vücudu anlatırken arz etmiştim.14
Dipnotlar
- 14 Bkz.: M.F. Gülen, Asrın Getirdiği Tereddütler 1/58-70.