Peygamberli̇k Li̇yakata Dayalı İlâhî Bi̇r İhsandır
Bir arı kovanının ana arıya ihtiyacı olduğu gibi beşer de peygambere muhtaçtır. Peygamber olmadan beşer ne ferdî ne ailevî ne de içtimaî hayatını anlamlı kılamaz. Zira peygamber özel donanımlı bir insan olarak Allah (celle celâluhu) ile insanlar arasında bir elçi, insanların Allah yolunda rehberi, Allah’ın da insanlara karşı elçisidir. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizim önümüzde Hakk’a götüren bir rehberdir. O, bize Hakk’a vâsıl olma yol, âdâp ve erkânını göstererek yürüdüğü yolu yürüyeceğimiz şehrah hâline getirdiği gibi, aynı zamanda maksud ve murad-ı ilâhîyi bize intikal ettirmek üzere de Allah’ın bir resûlüdür. Kulluğu itibarıyla içimizden çıkar, Hakk’a gider, elçiliği itibarıyla Hak’tan döner, Hak ile halkı bir eder. Halkın içinde bulunur fakat Hak’la beraber olur.
Her fıtrat, ancak çok sâfî ruhlarda olabilecek bu durumu ihraz edemez. Âyet-i kerimenin ifadesiyle Allah, meleklerden de, insanlardan da bir kısım pak ve nezih kimseler ıstıfa eder, seçer ve onları önemli misyon için ihtiyar buyurur.1 Nübüvvet, iktisab (kazanılarak elde) edilmez, o, Allah tarafından bir mevhibe olarak verilir. Bir kendini bilmez ve aldanmış: “Feylesof, peygamberden büyüktür. Çünkü feylesof meseleleri çalışarak bulur. Peygamber ise çalışmadan yapar, Allah’tan alır.” demiştir ki, bu onun hezeyanıdır…
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Hac sûresi, 22/75.