İçeriğe geç
23. Bölüm

Di̇n Bi̇r Vi̇cdan İşi̇ Mi̇di̇r?

Soru: “Din bir vicdan işidir.” diyen kimse küfre girmiş olmaz mı?

Fransız İhtilâl-i Kebiri’ni müteakip hem Hıristiyanlık âleminde hem de Batı mukallitleri vasıtasıyla âlem-i İslâm’da, hususiyle pâyitaht ve hilâfet mahalli olan İstanbul’da, “Din bir vicdan işidir, hayata müdahale etmemeli, elden geldiğince onun dışında tutulmalı.” şeklinde kartezyence bir moda türedi.

Bu konunun insanî ve hukukî olanı şöyledir: Bir dindarın dindarlığına kimse müdahale etmemelidir. Evet, bir insanın dini hayatına müdahale edilmez. Ancak burada dinin vicdana hapsedilmesinden söz edilmektedir ki bu doğru değildir. Din, insanın Allah ve Resûlü’nün bütün fermanlarını dinleyip itaat etmesinden ibaretse, benim, Allah’a imandan tesettüre, kılık ve kıyafetimi kendim seçmemden çocuklarımı istediğim gibi yetiştirmeme kadar her şey hem hayatımla alâkalı benim işim hem de vicdanımın işidir. Buna müdahale eden de insanlara zulmetmiş olur. Aynı zamanda bu şekildeki bir kabul demokrasinin de gereğidir. Böyle bir kabulden, kimseye dinî meseleler anlatılmayacak şeklinde bir mânâ çıkarılması da bir tenakuzdur. Çünkü dindar olmanın içinde aynı zamanda benim dinimi anlatma meselem de vardır.. evet, dinî hayatı anlatmak benim mü’minliğimin muktezasıdır. Yani Allah (celle celâluhu) bana, namaz kılacaksın, oruç tutacaksın, zekât vereceksin, hacca gideceksin demekle birlikte aynı zamanda Beni, Peygamberimi ve Kur’ân-ı Kerim’in emirlerini de anlatacaksın, demektedir. Bu açıdan, anlatmak da bir mü’minin dinî hayatının içine girmektedir. O zaman bu da bir bakıma vicdan işi sayılmaktadır.

1