İçeriğe geç

Meselenin bir başka yönü de bu türlü tevil ve tefsirlerin kadimden beri olagelmesidir. Bir mânâda tefsir usûlüne zıt da görülebilir. Ne var ki bir kısım yorumlar vardır ki bunlar öyle “kaldır-at” türünden insanların yorumu değildir. Edebi, takvası ve Allah’a saygısı açısından onları görseydiniz kendi kulluğunuzdan hayâ ederdiniz. Meselâ, hayatı boyunca günde iki öğün yemekle yetinmiş, hep peygamberâne zühd ve takva içinde hayat sürmüş ve ömür boyu pusuda yaşamış; öyle ki “Dün evde uyanık otururken Efendimiz geldi, kapıyı açtı, içeri girdi ve bana şunları söyledi!” dese, ona itimat eden kimseler, dinin temel esaslarına zıt olmayan bu şekildeki mevhibelere bir şey dememelidirler. Bunlar edille-i şer’iye ölçüsünde delil olmasalar da mutlak bir hususiyetleri vardır.

Evet, yetmiş-seksen yaşına kadar dünyevî hayatı adına bir şeyler elde etme istikametinde yalana tenezzül etmemiş ciddî bir insanın kalkıp bu yaşından sonra yalan söyleyebileceğine ihtimal verilemez. Nitekim Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtü vesselâm) hakkında bu kabîl mütalaalar serdedilmiştir. Evet, O, kırk yaşına kadar yalana tenezzül etmemiş emin ve sadık bir insandır. O yaştan sonra yalana tenezzülü söz konusu değildir.

13