Zannediyorum konuya böyle yaklaşınca bazı büyükleri tenkit etmenin de doğru olmadığı anlaşılacaktır. Çünkü meseleyi o şekilde ele aldığımız zaman İmam Gazzâlî, Muhyiddin İbn Arabî, İmam Sühreverdî, Mevlâna, İmam Şafiî… gibi devâsâ pek çok kimseyi tadlil etme durumunda kalırız. Evet, onların öyle ifadeleri vardır ki, şayet biz bunlara bir mahmil bulamaz, bir müteşabihin mânâsı ve bir seviyenin ifadesi olduğunu kabul etmezsek, onları tadlil etmemek mümkün değildir. Biz onların bazı beyanlarına mâkul bir mahmil bulamazsak, söylediklerine bakıp İmam Gazzâlî’yi sapıklık ve küfürle ittiham edecekler çıkabilir.
İbn Arabî nasların zâhirinden bir kısım hükümler çıkararak, sadece işin kalıbını ifade edenlerin, dinin ruhuna hiçbir zaman nüfuz edemeyeceklerini ifade eder. Meselâ, “Lâ ilâhe illallah” avamın tevhididir ona göre. Hâlbuki Efendimiz (aleyhisselâm), “Ben ve benden evvel peygamberlerin söylediği en efdal söz, Lâ ilâhe illallah’tır.”10 buyurur. Yani Peygamber Efendimiz’in de söylediği sözler içinde en faziletlisi yine “Lâ ilâhe illallah” oluyor. İmam Gazzâlî11 ve ondan mülhemen İbn Arabî buna “Avamın tevhididir.”12 diyorlarsa, bu, Efendimiz’e avam demiş olma mânâsına gelir ki kabul etmek mümkün değildir. Çünkü herkes o mişkât-ı nübüvvetten istifade etmektedir. Bu sözü söyleyen Muhyiddin İbn Arabî, “Hz. Muhammed (aleyhisselâm) öyle bir mir’âttır ki, O olmasaydı Allah bilinmezdi.”13 diyor. O zaman biz, bu söz için mutlaka mâkul bir mahmil bulmalıyız.
Dipnotlar
- 10 Tirmizî, daavât 122; Muvatta, Kur’ân 32, hac 246; Abdurrezzak, el-Musannef 4/378.
- 11 el-Gazzâlî, Mişkâtü’l-envâr s.8.
- 12 Bkz.: Konuk, Ahmed Avni, Füsûsu’l-hikem tercüme ve şerhi 1/239.
- 13 Bkz.: Konuk, Ahmed Avni, Füsûsu’l-hikem tercüme ve şerhi 1/61-64, 129.