Tarih boyunca büyük müfessirler ve Allah dostları Kur’ân’dan işaretler alarak bu türden bazı gerçekleri dile getirmişlerdir. Muhyiddin İbn Arabî, Kur’ân-ı Kerim’in bir âyetinden elektriğe işaret buluyor. Asırlarca sonra gelen Edison, kendisine ışık tutan Muhyiddin İbn Arabî’ye teşekkürlerini sunuyor. “Müspet Mâneviyat Etüdleri” isimli kitapta da buna benzer bilgiler vardır. Şöyle ki sekiz-dokuz asır evvel yaşamış bir insan elektriğe ve elektriğin ampulün içine gireceğine işaret ediyor. Bu ifade, Fütuhât-ı Mekkiye’nin hâtimesinde var. Bu kitap, yedi asır evvel yazılmıştır. Bu âyeti benim elime verseler, oradan elektriği anlamam mümkün değildir. Nazarı dokuz asrı aşan bu insanlar böyle harika şeyler söylüyorlar ve dediklerini de zaman doğruluyorsa şimdi biri kalkıp böyle اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ21 âyetinden elektriğe işaret bulan bu insan hakkında “Kur’ân’ı kim reyi ile tefsir ederse küfre girer!” dese, biz de deriz ki, “Kimin kâfir olduğu ahirette belli olacaktır.”
Kur’ân-ı Kerim’de gaypten bahisler pek çoktur. Meselâ o, henüz meydana gelmeden dokuz sene evvel, Romalıların Sasanilere galebe çalacağını haber verir: “Rumlar yakın bir yerde mağlup oldular. Ama bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde onlar galip gelecekler.”22 Dokuz sene sonra Bedir günü Romalıların Sasanilere galebe çaldığı görülür. “Hakikî mânâda gayba muttali olan Allah’tır. Ne var ki Allah kimi gayba muttali kılarsa, o da bildirildiği ölçüde bilir.”23 Bu zâhirî mânâ, Devr-i Risaletpenâhî’de açıkça tahakkuk ediyor.
Dipnotlar
- 21 Nûr sûresi, 24/35.
- 22 Rûm sûresi, 30/1-3.
- 23 Cin sûresi, 72/26-27.