İçeriğe geç

Kur’ân’ı kendi reyine göre tefsir etme tehlikeli bir husustur ve aynı zamanda bu, tefsir usûlüne de aykırıdır. Âl-i İmrân sûresi’nin başında anlatıldığı üzere, Kur’ân’ın Ümmü’l-Kitap diye adlandırılan muhkemat âyetleri vardır. “O Allah ki bir kısım muhkem âyetler inzal buyurmuştur. Bunlar ‘Ümmü’l-Kitap – Kitabın esası’dır.”3 Bunun mânâsı, Kur’ân-ı Kerim’de Ümmü’l-Kitab’ın dışındaki hafî, mücmel, müşkil, müteşâbih, kinâye, mecaz… gibi lafızların Ümmü’l-Kitab’a irca edilmek suretiyle tefsir edilmesidir. Ümmü’l-Kitap, tefsir yapabilmek için, tutunup öbür tarafa geçmemize yardım eden bir ip gibidir. Tefsir yaparken dil, gramer, gibi hususların yanında her şeyi bunlarla test eder ve tefsirde ya da tevilde bunlarla mütenakız düşmemeye çalışırız. Başka bir tabirle, müfessirin elinde Ümmü’l-Kitab bir temel disiplinler mecmuası, terminoloji gibidir. Tevil bunlara uyuyorsa doğrudur, uymuyorsa değildir.. ve uymayan tefsirler de reddedilir. Kitaptaki ana meselelerin, açık mânâları vardır ki, bunları başka türlü anlamaya imkân yoktur. Ancak şu kadar var ki, bir mesele bunlara ve dinin ruhuna ters olmamak kaydıyla ilhama dayalı tefsir ve tevil de yapılabilir.

2