İçeriğe geç

İşte biz, “Cahiliye Dönemi” derken, bu türlü insanların yaşadığı ve toplumun hemen her katmanında bu duygu ve bu düşüncede kimselerin bulunduğu bir çağı kastediyoruz. Bu itibarla Efendimiz’i, yaptığımız böyle bir cahiliye tarifi içinde, o çağla irtibatlandırmamız mümkün değildir. Çünkü O, hayat-ı seniyyelerinde hiçbir zaman, Allah bilgisinden gafil olmamıştır. Değil inanç ve itikada ait meselelerde bir yanlışa düşmesi, daha genç bir delikanlı iken, Kâbe’nin tamiri esnasında mübarek vücudunun bazı yerlerinin açılması karşısında Hz. Cibril O’nun gözüne görünmüş ve sahabilerin ifadelerine göre, bu hâdiseden sonra kimse O’nun o ölçüde açılmasına şahit olmamıştır.1 Evet, peygamberlikten önce bile kendisine mekân ötesi âlemlerden ihtarda bulunulan böyle bir insanın, bizim tarifimiz çerçevesinde cahiliyede bir yere konması mümkün değildir. Bu açıdan biz “Allah Resûlü döneminde bir cahiliye vardı, ama O, o cahiliyenin dışındaydı.” diyoruz.

2