İçeriğe geç
17. Bölüm

Cahi̇li̇ye Dönemi̇ Sadaka Ve İyi̇li̇kleri̇

Soru: Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), cahiliyede verilen sadakaların, yapılan iyiliklerin sevabının olup olmadığını soran bir sahabiye, “Sen ne ile Müslüman olduğunu zannediyorsun?”1 buyururlar. Buna göre, bugüne kadar yaptığımız maddî-mânevî ibadetler, ileride düşebileceğimiz muhtemel tehlikeler adına birer recâ kaynağı olabilir mi?

Cahiliye döneminde zekât, sadaka kavramı var mıydı bilmiyorum, fakat cahiliye şiirlerinde işlenen iki önemli temadan biri cömertlik, diğeri de cesaretti. Bunlardan ilki, cömert davranma, gerektiğinde malını sarf etme; ikincisi de kahramanlıkta bulunma, yerinde hayatını dahi istihkar etme mânâlarına gelir. Bu iki önemli dinamik, daha sonra Müslümanlık tarafından da kullanılmış; bunlardan biri, münfikîn (infak edenler) –ki, Kur’ân-ı Kerim daha ikinci surede, “Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden infak ederler.”2 buyurur– cemaatinin oluşmasına; diğeri de mücahidîn (dinin i’lâsı için canını ortaya koyanlar) sınıfının meydana gelmesine dönüşmüştür.

Eğer o insanlar, yaptıkları bu şeyleri hayır istikametinde, yani Allah için yapmışlarsa, bunlar birer recâ kaynağı olabilir; zira iyilik her zaman iyiliktir. Meselâ Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ficar harplerine –ki bu harpler haram aylarının hürmetini çiğneyip Mekke’ye baskın yapanlara karşı Mekkeliler tarafından yapılan müdafaa harbi idi– fiilen iştirak etmiyordu ama Kâbe’nin korunması ve kendi yakınlarına yardımcı olmak için onlara ok taşıyor, mızraklarını hazırlayıp veriyordu.3

1