Hüsnüzan Ve Sui̇zan
Hüsnüzan, bir insan hakkında güzel kanaat ve düşüncede bulunma, suizan ise kötü kanaat ve düşünce taşıma demektir. Hüsnüzan, kayıtsız şartsız, doğrudan doğruya, bir mü’minin diğer bir mü’mine karşı olması gerekli olan tavrının ifadesidir. Suizanna gelince, ille de olacaksa mutlak mânâda bir mü’minin, ehl-i dalâlet, iman ve Kur’ân düşmanları hakkında iradi tavır ve davranışın ifadesidir.
Bir mü’min, bir mü’min hakkında suizan ettiğinde, –onu böyle bir şeye sevk eden vak’aları da düşünmüş olabilir– ekseriyet itibarıyla yanılır ve aldanmış olur. Kâfir hakkında da hüsnüzan ettiği zaman ekseriyet itibarıyla aldanmış olur. Çünkü burada zanların yeri değişmiştir. Hüsnüzan mü’mine, suizan gösterilecek ise o da ehl-i dalâlete gösterilir. Bu itibarla, ehl-i imana karşı, onların davranışlarını, müspete ve doğruya hamledip, haklarında iyi düşünmek bir mü’minlik vasfı ve vazifesidir.. evet mümkün oldukça ehl-i iman ve ehl-i İslâm’a hüsnüzan edilmelidir.
Hatırımda kaldığı kadarıyla mevzuyla alâkalı, Merhum Hâdimî, İmam Birgivî Hazretleri’nin Tarikat-ı Muhammediye’sine yazmış olduğu şerhte şöyle bir ölçü vermektedir: Bir mü’min, başka bir mü’mini zina ederken görse, birkaç defa gözlerini silmeli, “Acaba yanlış mı görüyorum?” demelidir. Daha sonra emin olduğu zaman da “Fesübhanallah! Bir mü’min bunu yapmaz. Bu şahıs iyi bir insandı ama nasıl oldu da böyle bir şeye düştü.. Allahım! Sen onu affeyle!” demeli ve kimseye söylemeden oradan çekip gitmelidir. İşte bir mü’minin diğer bir mü’mine karşı göstermesi gerekli olan tavrı budur.