İçeriğe geç
8. Bölüm

İslâm Her Devi̇rde Yaşanmıştır

Soru: İslâm’ın tarihte rastlanan farklı tatbikatlarının veya tarih içinde kazandığı şekil veya normların İslâm zannedilmesinin zihnî ve sosyal gelişmeyi önlediği söylenebilirse; İslâm’ın özünü ve bunun çağımıza yönelen mesajını tam kavrayabilmek için tarihi olanlarla İslâmî olanı tefrik edebilmenin önemini anlatır mısınız?

İslâm’ın tarihte rastlanan farklı tatbikatları ve yine tarih içinde kazandığı öyle şekil ve normlar vardır ki, çoğu zaman bunlar İslâm’ın kendisi zannedilmiştir. Bu yüzden de çok defa yanılmalar olagelmiştir. Çok hassas yaşayan büyüklerimizin, İslâm’ın farklı tatbikatlarında mutlak planda yanıldıklarını söylemek, selef-i salihîni hafife alma sayılır. Böyle bir iddiada bulunursak, sahabe, tâbiîn, tebe-i tâbiîn hatta daha sonra pek çok devlet kurarak hilâfetin saltanatını temsil edecek enginlikte İslâm’ı dünyaya duyuran, o kendilerini daima şerefle yâd ettiğimiz ve zihinlerimizde bir yâd-ı cemil olarak yaşayan büyüklerimizi yok saymış oluruz.

İslâm, her devirde yaşanmıştır. Ama bu yaşama, ya bütünüyle veya arızalı bir şekilde olmuştur. Bu noktaya dikkati çeken Efendimiz, tamamiyeti ifade adına Raşid Halifeler dönemini nazara verir; çünkü İslâm’ın en saf yaşandığı dönem o dönemdir. Evet, en sahih ve sağlam hadis kitaplarında şöyle buyurur Allah Resûlü: “Benden sonra hilâfet yetmiş sene devam edecektir.”1 Bir başka ifadelerinde ise otuz sene2 olacağını ifade eder. Zannediyoruz hadisin her iki rivayetinin de kendisinden şerefsudur olduğu tarih nazar-ı itibara alınırsa, önce yetmiş seneyi söylemiş, aradan bir süre geçtikten sonra da, “Benden sonra hilâfet otuz sene devam edecektir.” buyurmuşlardır. Seyyidina Hz. Hasan’ın 6 aylık muvakkat ve çok ağır şartlar altındaki hilâfeti de hesap edilecek olursa Raşid Halifeler dönemi 30 sene yapar. Öyleyse Efendimiz’in önceki söylediği yetmiş sene nedir?

1