İdareci̇lere Karşı Tavrımız
Bazen sorduğumuz sorular, bazen de vermiş olduğumuz cevaplarla, kalıcı olmasa da, bir kısım karanlık tablolar çizebiliyoruz. İşte böyle bir durum karamsarlığı da beraberinde getiriyor. Aslında bir kısım tahakkümlerin, tasallutların yaşandığı şu dönemde bir kısım ideolojiler adına, bazı kirli ellerin nerelere kadar uzandığını düşündükçe, hafakandan hafakana giriyor ve “Bu güzel millet için bunlar olmamalıydı.” diyorum.
Yine de bütün bunların milletimiz için gelip geçici olduğunu/olacağını da düşünüyor ve teselli oluyorum. Zira bu kötülüklerin hemen bütünü ayrı ayrı düşüncelerin meydana getirdiği ayrı ayrı anaforlar veya girdaplar gibi ve kat’iyen birbirine dayanan, birbirini takviye eden kubbelerdeki taşlar misâli birbirine dayanmak suretiyle ayakta duran heyetler gibi değiller. Evet, bugün bizim maruz kaldığımız şeyler, şahsî duygular veya hizipçiliğe dayanan öyle kötülüklerdir ki, zamanı gelince o kötülükleri temsil eden insanlarla birlikte onlar da yok olup gideceklerdir. Bu yüzden de bence paniğe kapılmaya hiç de gerek yok.
Oysaki doğruluğu, güzelliği temsil eden insanlar hem umumun hüsnükabulü gibi bir mazhariyetleri var hem de daimîdirler. Zira doğruluk bir olduğu için onların doğruluk adına attıkları her adım, doğru duygu, doğru düşünce ve doğru anlayıştan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla onların ortaya koydukları eserlere ferdîlik nazarıyla bakılamaz; onlar kolektif şuurun semeresidir ve hepsi de kalıcılık vaad etmektedir. Bu itibarla da bunların bir damlası diğerinin deryasını yutabilir. Çünkü hakikate ait bir zerre hayale ait dünyalara bedeldir.