Bu, o muhteşem tablonun bir yanı; öbür yanında ise Hz. Ömer’in, “Bu insanlara karşı bir sultan gibi aziz ve şerefli görünün.” diyen kumandanlarına şöyle seslendiğini duyar ve ürpeririz: “Allah bizi Müslümanlıkla aziz kılmıştır. Bundan başka bir şeyde izzet aramak beyhudedir.” Evet ruh insanı, Allah’a intisap eden, O’na kul olmakla iftihar edip şeref duyan ve bunun ötesinde başka şereflere de iltifat etmeyen insandır. Günümüz neslinin bir kısmı, Allah’a gönül veremediklerinden ve O’na intisabın lezzetini duyamadıklarından tatmin olamamış aç ve tâli’siz insanlardır. Böyle bir fasit daireden kurtulmanın yolu da, Allah’a hakikî mânâda kul olmaktır.
Ruh neslinin önemli bir vasfı da “kulluk”tur. Ashab-ı kiram, kendilerine yöneltilen “İslâm’ın şiarı nedir?” şeklindeki bir soruya “İnsanı başka şeylere kulluktan kurtarıp, sadece Allah’a kulluk yolunu göstermektir.” cevabını vermişlerdir. Evet ruh nesli, gecelerin âbidleri, zâhidleri ve seccadeleri iniltiyle, yaşlarla süsleyen ruhbanları; gündüzlerin de bir küheylan gibi vazifeden vazifeye koşan fürsanlarıdır.
Bir rivayete nazaran, bütün hayatını, Cenâb-ı Hak’tan gelen emirlere karşı bağlılık içinde geçiren ve kulluğun zirvesine ulaşan İbn Abbas, mezara defnedildiği esnada, birdenbire etrafta şöyle bir ses yankılanır: يَۤا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُاِرْجِعِۤي إِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًفَادْخُلِي فِي عِبَادِيوَادْخُلِي جَنَّتِي“Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!”2
Dipnotlar
- 2 Fecr sûresi, 89/27-30.