Bir başka örnek: Haykırdığı zaman düşmanın yüreğini ağzına getiren Haydar-ı Kerrâr, Damad-ı Nebi Hz. Ali’nin (radıyallâhu anh), ayağına saplanan bir oku çıkartmak isteyenlere, “Ben namaza durayım. Oku ayağımdan o zaman çıkarırsınız. Çünkü namazda iken okun acısını duymam.” dediği rivayet edilir. İşte bu iki tablo, ibadet u taatla kenetlenmiş ruh insanının durumunu aksettirmesi bakımından fevkalâde önemlidir.
Bu ruh insanlarından bir diğeri de, Kûfe mektebinin büyük muallimi Esved İbn Yezid en-Nehaî’dir. O, irşad, tebliğ ve cihat dışındaki bütün zamanlarını, sabahtan akşama, akşamdan da sabaha kadar evinin taraçasında ibadet ü taatle geçirir. Esved İbn Yezid’i, bir sütun gibi devamlı evinin üstünde ibadet ederken gören komşu çocuğu, onu hep bir direk zannetmiştir.
Günlerden bir gün Hz. Esved vefat etmiş ve evinin üstünde görünmez olmuştur. Çocuk önceleri devamlı gördüğü sütunu yerinde göremeyince annesine: “Anne, ben her gece burada bir sütun görüyordum. Artık o sütun yerinde yok.” diyerek şaşkınlığını ifade etmiş; bunun üzerine annesi de “Oğlum, o bir sütun değil, Esved İbn Yezid en-Nehaî’ydi.” sözleriyle çocuğuna cevap vermişti.
Ruh nesli, her zaman ruhunu kanatlandırabilen ve kat’iyen cismaniyeti altında kalıp ezilmeyen, bedenî arzu ve istekleri karşısında sürekli dimdik duran, Leyla Hanım’ın ifadesindeki,
“Gidip boynumda zincir ile ol Ravza-i pâka Görenler hep beni dîvâne sansın Yâ Resûlallah.”
duygu ve düşünceleri paylaşan, peygamber yolunun delileridir.