Fıtratı müteheyyiç, hakikate açık gönüllerin zevk ü sefaları, devamlı aksiyon ve hareketleri iç içedir ve hedefledikleri yüksek idealleri tahakkuk ettirecekleri âna kadar da hep hareket halinde, biraz da huzursuz ve rahatsızdırlar. Nitekim İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), henüz peygamberlik esintilerini duymadan, Hira dağına çekilmiş ve topyekün insanlığın alev alev yanan bir cehenneme doğru sürüklenmesinin ızdırabını vicdanında duyarak Allah’a sığınmış ve gönülden bu problemi çözmeye bağlanmıştır. İşte bu sebeple Nebiler Serveri, her zaman rahatsızdır ve bu rahatsızlığı da hayatı boyunca devam edecektir. O’nun, hak ve hakikate muhtaç gönüllere, ruhunun ilhamlarını üflemek için sokak sokak, kabile kabile dolaşıp âşina gönüller araması bunun en önemli delilidir.
Şimdi isterseniz, ruh insanlarının hayatlarından bir kısım örneklerle konuyu biraz daha müşahhaslaştırmaya çalışalım:
“Ruh insanı, cismanî hayattan sıyrılıp yüksek ideallere dilbeste olan ve kendini sadece ve sadece insanlığın kurtuluşuna bağlayan insandır.” diyeceksek, günümüzde Bediüzzaman: