İçeriğe geç

Ruh insanı, bir metafizik kahramanıdır. Übey İbn Ka’b, ibadet ü taat yapmak için mescide gelir. İki rekât namaz kıldıktan sonra ellerini açar ve dua etmek ister. İşte bu esnada, mescidin duvarları lerzeye gelerek, kendisinin söylemeye niyet ettiği şeyleri söylemeye başlar. Bu durum Allah Resûlü’ne haber verildiğinde İki Cihan Güneşi, “O Cibrîl’dir ve senin söylemek istediğin şeyleri senin namına söylemiştir.”8 buyurur.

Ruh insanı, bir muhasebe kahramanıdır. Hanzala ibn Rebî’ (radıyallâhu anh), Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) ile Efendimiz’in huzuruna gelir ve “Hanzala münâfık oldu ya Resûlallah. Çünkü Senin yanında hissettiklerimi dışarıda hissedemiyorum.” der. Bunun üzerine Efendimiz “Ey Hanzala! Bir öyle, bir böyle..” buyurur ve sözlerine şöyle devam eder: “Eğer zamanın her parçasında benim yanımda olduğunuz gibi olsaydınız, melekler sokaklarda sizinle musâfaha ederlerdi.”9

Bir başka Hanzala.. Hanzala ibn Ebî Âmir (radıyallâhu anh), “cihad” çağrısını aldığında hemen yerinden ok gibi fırlayarak savaş meydanına koşar ve şehadet şerbetini içer. Az sonra Allah Resûlü, onunla alâkalı şunları söyler: “Gök ile yer arasında Hanzala’yı meleklerin guslettirdiğini gördüm.” Ailesine sorulduğunda şu gerçek ortaya çıkar: Hanzala’ya o gece su iktiza etmiştir. Ancak, cihat münâdîsinin sesini duyunca gusletmeye fırsat bulamamış; savaş alanına koşmuş ve şehit düşmüştür.10

13