İçeriğe geç

İşte Hak katında veli, o yolun delilerinden biri, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Her peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim ise Zübeyr bin Avvam’dır.” sözleriyle şereflendirilen Zübeyr b. Avvam (radıyallâhu anh)! Bedir’de o da Hz. Hamza (radıyallâhu anh) gibi düşmanla yaka paça olmuş, onlarla göğüs göğüse savaşmış ve öyle bir semavîleşmişti ki, o gün melekler de başlarına aynı sarığı sarmış ve ashabı teşyî’ ve teşcî’ edivermişlerdi.5 Savaşın neticesinde وَأَوْفُوا بِعَهْدِۤي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ“Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size vaadettiklerimi vereyim.”6 hakikati bir defa daha tecellî etmiş, müşrikler –Allah’ın inayet ve keremiyle– bozguna uğratılmış ve Cenâb-ı Hak, o günün hatırına melekleriyle, semavî esintileriyle âdeta bir donanma gecesi teşkil buyurarak maiyyetini göstermişti.

Evet ruh insanı, sergilemiş olduğu her türlü kullukla melekleşen insan demektir. Buna da bir örnek: İmran bin Husayn, bâsur hastalığına yakalanmış ve zaman zaman yaralarını dağlattırmaktadır. Bu melek ruhlu insan, sair günlerde melekleri görüp onların selâmlarını almasına karşılık, yaralarını dağlattığı zaman, bir türlü onları müşâhede edememektedir. Bu durumunu Allah Resûlü’ne açınca, Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm şöyle buyurur –özel bir durum ve hususî bir sır var–: “Yaralarını dağlatma. Zira o zaman meleklerin selâmından mahrum kalırsın.”7

12