Hükümdarlardan ruh insanı, Murad Hüdavendigâr, büyük bir askerî ve idarî dâhidir. Onun bir de askerî ve idarî dehasını aşan kulluğu vardır. O kadar ki bir defasında hocasına şöyle der: “Hocam, sen namaza dururken ilk tekbir aldığında hemen Kâbe’yi görebiliyorsun. Ben ise ancak birkaç tekbirden sonra görebiliyorum.” Evet koca hünkar işte böyle namaz kılmaktadır ve her tekbir alanın Kâbe’yi müşâhede ettiğini sanmaktadır. Bu devâsâ ruh, I. Kosova Savaşı’nda koca haçlı ordularını göğüslemiş ve savaştan önce Rabbine “Ya Rabbi! Ordumu muzaffer, beni de şehit eyle.” diye yalvarmış. Her şey bittikten sonra da savaş meydanını dolaşırken bir tâli’siz el tarafından hançerlenmiş ve Rabbine yürümüştür.
Bu büyük hünkârın ağabeyi olan Süleyman Paşa da kendisini aşmış ruh kahramanlarından biridir. Süleyman Paşa, devamlı surette Bizans içlerine doğru akınlar tertip eder.. Çanakkale’den sallarla geçmeyi başarır.. Gelibolu’yu hakimiyeti altına alır ve Bolayır’a kadar ilerler. Herkes onun hükümdar olacağını ve bir gün milletinin başına geçeceğini düşünmektedir ama o, ötelerden gelen bir müjdeyi vicdanında duymuş gibi bir akın öncesinde, akıncı beylerini toplar ve onlara şunları söyler: “Şayet ben bugün ölürsem, ölümümü duyan Bizanslılar, bundan istifadeye kalkacak ve aldığımız yerlere yeniden hücum edeceklerdir. Size vasiyetim, cenazemin başında toplanıp el ele tutuşunuz, Allah ve Resûlü’ne sığınarak düşmana saldırınız. Sakın, cihaddan geri durmayınız!”