Fakat günümüzde bazı insanlara hak ve hakikati anlatabilmek için önce onlarla diyalog yollarının araştırılması, anlatılacak hususların hüsnü kabul görmesi için samimiyetin ilerletilmesi, arada emniyet ve güvenin sağlanması, tarafların birbirlerini daha iyi tanımasının şart olması gibi düşüncelerle fuzuli gibi gözüken oturup-kalkmalar, sohbetler hatta yeme ve içmeler olabilir. Siz daha önce böyle bir zemini hazırlamadan onlarla tanışır tanışmaz kalkıp mârifetullahtan bahsederseniz onları kaçırırsınız. Hadis ölçüsünde bir sözde “İnsanlarla akılları, idrakleri, mantıkları, muhakemeleri ölçüsünde konuşun.” denir. Onun için Allah’ı tanıtma gibi ulvî bir gayeye matuf yeme ve içmeler, oturup-kalkmalar mazur görülse de, bu gayenin gözetilmediği bir araya gelmelerin, konuşmaların, yemelerin en azından haram şüphesi taşıdığı muhakkaktır.
Netice itibarıyla, mü’min, Peygamberi’nin, endişe ederim dediği şişmanlık, çok uyku, tembellik ve yakîn azlığından ve bunlara sebebiyet verebilecek her şeyden yılandan çıyandan kaçar gibi kaçmak zorundadır. O, İbrahim Hakkı Hazretleri’nin
dediği gibi, az yemeli, az uyumalı, hayretin dehşeti içinde yaşamalı ve sonra Rabbinin misafiri olup O’nun enfâs-ı kudsiyesini daima içinde hissetmelidir. Ve gecelerde Râbiatü’l-Adeviyye’nin, herkes yatağına çekildikten sonra kalkıp dediği gibi “Dostlar dostuna kavuştu, işte ben de Sana geliyorum.” deyip Allah’a vuslat arzusu içinde coşmalı, aralanan perdelerden maiyyet-i ilâhiyeye ulaşmaya çalışmalı, O’nun kapısının tokmağına dokunmalı.. dokunmalı ki yakîn kendisine nasip olsun.