İçeriğe geç

Meseleye bir başka açıdan yaklaşacak olursak, bir insan çok yiyorsa onun şişmanlaması, tabir yerindeyse “kilo insanı” olması gayet normaldir. Böylelerinin kendini uykudan alıkoyması, tembellikten kurtarması imkânsızdır. Dolayısıyla çok yiyen bir insan, kendini uykuya salar, uyku onun şişmanlamasını sağlar ve böylece fasit bir daire teşekkül eder. İşte bu tip insanların yukarıda ifade etmeye çalıştığımız gibi yakînden nasiplerinin olması söz konusu değildir. Veya başka bir ifadeyle çok yiyen, çok uyuyan insanların tembel tembel oturmaları ve âdeta bir ceset insanı olmaları gayet normaldir.

Bu hadis-i şerifte bahis konusu olmasa da Allah Resûlü’nün başka hadislerinde çokça ifade buyurduğu ve tasavvuf büyüklerinin “kıllet-i menâm, kıllet-i taam, kıllet-i kelâm, uzlet ani’l-enâm” diyerek formüle ettikleri hususlar içinde az konuşma ile ilgili birkaç şeyi buna ilave etmek istiyorum.

Bir yerde, mü’min kendi konumu içinde ele alınıp tarifi yapılırken “Sükûtu tefekkür, konuşması da hikmettir.” denilen insandır. Dolayısıyla onun konuşması Rabb’in rızasına matuf bir şekilde Kur’ân veya Sünnet’in şerhidir. Bu sebeple hakikî mü’min İslâm’ın ruhuyla telifi imkânsız olan hoş vakit geçirelim düşüncesiyle hiçbir yerde oturmaz, boş konuşmaz, ahbaplık yapmaz; daha doğrusu yapamaz. O, konuşurken gözleri eşyanın perde arkasına kapalı olanların gözlerini açmak için konuşur. Etrafındakileri insanlığın zirve noktalarına çıkartmak için onlarla beraber olur. Aksi hâlde hem israf-ı kelâm hem de israf-ı zaman yapıyordur ki dinde bunun hükmü haramdır.

8