İçeriğe geç

9. Son olarak; ne bugüne kadar olan gelişmelerden, ne de olacak olan şeylerden hiç kimse ümitsizliğe kapılmamalıdır. Zira bu ve benzeri olaylar, hemen her toplumda küçük ya da büyük çapta olagelmiştir. Ümitsizlik “her türlü kemale mânidir.” Türkiye’de inkâr edilemez bir gerçek vardır; o da –Necip Fazıl’ın “ba’sü ba’de’l-mevt” ya da Sezai Karakoç’un “diriliş” mülâhazası içerisinde– toplumun yeniden inşa edilmesidir. Bugün, yeise kapılmayan insanlar tarafından, uzun vadede netice alınacak ve kendi dinamikleri üzerinde duracak olan bir toplumun tohumları atılmış olmalıdır ki, şimdilerde rüşeym hâline gelen ve topraktan başını çıkaran bu tohumlar, çok yakın bir gelecekte semalara doğru ser çekebilsin. Onun için, herkes bu sürecin hızlanmasına katkıda bulunmaya gayret etmeli ve fikir mimarı, fikir işçisi, finansörü, amelesi… hangi kademede olursa olsun, maddî ve mânevî özellikleri itibarıyla bu kervanda yerini almalıdır. Demokrasinin de cumhuriyetin de temsili, insanlarla olacaktır. Şayet temsil makamında bulunan bu insanlar, arızasız olur, dinî ve millî değerlere bağlı bulunur ve aynı zamanda, vicdan, muhasebe ve murâkabe insanı olurlarsa, o zaman bu türlü problemlerin hiçbiri bulunmayacaktır. Böylece de, milletimiz ve devletimiz ne içeride ne de dışarıda itibar kaybetmeyecektir. Şu son günlerde yaşanan olumsuzluklar, milletimiz adına bana çok ağır geldi; âdeta damarlarımdaki kanımın donduğunu hisseder gibi oldum. Öyle ki, bir kenarda ağlamak istediğim hâlde, Hz. Âişe Validemiz gibi ağlayamadım…

Hâsılı, ne olursa olsun, devlet ve millet olarak bu badireyi de aşacağımıza inanıyorum.

8