İçeriğe geç

Bir kere bu konuda öncelikle dikkate alınması gerekli olan şey, millî itibarımız ve onun korunmasıdır. Türkiye dünü, bugünü itibarıyla süper devlet olmaya namzet bir konumda bulunmaktadır. Gerek Orta Asya cumhuriyetleri, gerek birçok sair İslâm ülkesi, yürekten Türkiye’ye bel bağlamış kabul edilebilirler. Bizim, böyle istikrarsız, zayıf, devlet bünyesi içine kadar pisliklerin girmiş olduğu bir ülke imajı çizmemiz, bize bel bağlayan, güven ve emniyetle bakan ülkelerin güvenini kaybetmemize yol açar ki, kaybedilen bu güven ve itibarı tekrar kazanmamız çok uzun zaman alabilir. Hâlbuki Türkiye’nin böyle bir zaman ve itibar kaybına asla tahammülü yoktur.

Ayrıca dış dünyanın güveninin sarsılması bir tarafa, böylesi bir üslûp, toplum tabanındaki saf yığınların güveninin sarsılmasına vesile oluyor ve onlara “Devleti -affedersiniz- Kırk Haramiler ele geçirmiş.” dedirtiyorsa, bu çok olumsuz ve tehlikeli bir neticedir.

Bence, bu kabîl olayların çözüme kavuşturulmasında takip edilen üslûp bir kere daha mutlaka gözden geçirilmelidir. Bu milletin tabanı çok sağlamdır ve blokaj olabildiğine kuvvetlidir. İdareci kesimde var olduğu iddia edilen bazı çürüklerden hareketle genelleme yapmak ve “İşte Türk toplumu ve Türkiye bu.” demek oldukça yanlıştır.

2