İçeriğe geç

Evet, nasıl ki ibadetlerimizde geldiğimiz bu doruk noktalar, zamanla ve temrinatla elde ediliyor; salih amellerle bütünleşme, dine ve millete karşı mesuliyet düşüncesiyle dolma ve salih kimselerle beraber olma meselesi de aynı ciddiyet ve aynı dikkati ister. Bu açıdan ibadet ü taatimizi, ihlâsımızı, yakînimizi, takva anlayışımızı diğer mü’minlere dayanarak hassasiyetle sürdürdüğümüz gibi, geleceğe ait gaileleri ve devâhiyi aşma mevzuunda da, yine sadıklarla beraber olma, bizim için çok önemli bir kalkan vazifesi görecektir.

Evet, bir taraftan Allah rızasını tahsil adına piştikten, salih amelleri ve dine, millete karşı mesuliyet düşüncesini tabiat hâline getirdikten, diğer taraftan da arkadaşlarla beraber olduktan sonra -hafizanallah- muvakkaten Cehennem’e itecek de olsalar, birinin nazı geçeceği ve bu sayede diğerlerinin de necata ereceği hatırdan çıkarılmamalıdır.

Meselenin bir diğer yanı ise; Kur’ân ve iman yolunda yapacağımız hayırlı işlerle Allah’ın rızasını kazanmaya talip olan bizler, zannediyorum biraz işin özüyle alâkalı şeyleri ihmal eder gibi olduk. Bizim esas vazifemiz; müttakînden, zâhidînden, mukarrabînden, râdiînden, mardiyyînden, mahbûbînden, muhibbînden, sâfiînden, ulemâdan, sulehâdan olmaktır. Evet, a’zamî takvayı, a’zamî ihlâsı, a’zamî vera’ı hedefleyip onlara ulaşmaktır.

Hâl böyle iken, şimdilerde bütün bunlar bizim kavlî dualarımızda vird-i zebânımız değilse ve bunları fiilen yakalamaya çalışmıyorsak; hatta geceleri gündüzleri bu istikamette değerlendirmiyorsak, vücudumuzun mikroplara karşı mukavemeti yok demektir. Böyle olunca gün gelir korku bir virüs hâlinde vücudumuzda yuvalanmaya, Erzurumluların tabiriyle “cücüklemeye” başlar. Hele bir de şöhret, tenperverlik, çoluk-çocuk meftuniyeti önümüzü kestiği zaman bütün bütün yenik düşebiliriz. Hâlbuki böylesi tehlikelere karşı korunmanın en kestirme yolu ferdin zühd, takva ve ihlâs dairesi içinde yaşamasıdır.

6