İçeriğe geç

Evet, Sûre-i Bakara’nın en başında zikredilen ا، ل، م harflerinde Kur’ân-ı Kerim’in mucize bir kitap olduğuna dair bir telmih vardır. Yukarıda da kısmen ifade edildiği gibi Kur’ân, daha başlangıçta zikrettiği bu harflerle âdeta, “Bu şanı yüce kitap, sizin de çok iyi bildiğiniz ا، ب، ت gibi harflerden müteşekkil bir kitaptır. Eğer muaraza davanızda sâdık iseniz, haydi siz de onun misli bir kitap meydana getirin!” diyerek meydan okumaktadır.

Burada şu şekilde bir soru akla gelebilir:

“Elif, Lâm, Mîm’in Kur’ân-ı Kerim’in hemen başında zikredilmesinin hikmeti nedir?”

Bu soruya şöyle cevap vermek mümkündür: Kur’ân-ı Kerim, parçalarının birbirinin tefsiri olması, muhteva bakımından hepsinin birbirine yakın veya aynı hakikatleri icmal veya tafsil suretinde ifade etmesi gibi hususiyetleriyle –her ne kadar parça parça nâzil olmuşsa da– bütünlük arz eden bir kitaptır. Evet, Kur’ân-ı Kerim’in âyet ve sûrelerine bakıldığında, parça ve bütün her birinin, ışığıyla karanlıkları delip geçen bir yıldız gibi tek başına oldukları, hepsi birden nazar-ı itibara alındığında da birbirleri arasında ciddi bir vahdet bulunduğu müşâhede edilecektir. ا ، ل ، م harflerinin zikredilmesi, bir yönüyle; “İşte bunlar da sizin kullandığınız hece harfleridir. Eğer gücünüz yetiyorsa, siz de aynı malzemeyi kullanarak Kur’ân’ın misli bir kitap meydana getirin!” diyerek herkese meydan okuma mânâsına mâtuf olduğu gibi; bir diğer yönüyle bu harfleri, bir terkip ve cümlede, bir isim veya lakabın kısaltılmış şekli olarak mütalâa etmek de mümkündür.

89