وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ الَلّٰه رَمٰىوَانْشَقَّ الْقَمَرُ ayetlerinin açık beyanıyla, bir parmağının işaretiyle ayın iki parça olması.. düşman ordusuna attığı bir avuç toprağın, o ordudaki herkesin gözüne girmesi ve kaçmaları.. ve susuz kalmış kendi ordusuna, beş parmağından akan kevser gibi suyu yetecek kadar içirmesi gibi –ayet ve hadislerin kesin ve açık hükümleriyle, bir kısmı da tevatür derecesinde haberlerle nakledilen– yüzlerce mucizenin onun elinde meydana gelmesidir. Bu mucizelerin üç yüzden fazla bir kısmı, On Dokuzuncu Mektup olan Mucizât-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselam) adlı harika ve kerametli bir risalede kesin delilleriyle anlatıldığından, o yolcu onları oraya havale ederek dedi ki:
“Bu kadar güzel ahlâk ve kemâl vasıflarıyla beraber bu kadar açık mucizeleri bulunan bir zât (aleyhissalâtü vesselam), elbette en doğru sözlüdür. Ahlâksızların işi olan hileye, yalana, yanlışa tenezzül etmesi mümkün değildir.”
İkincisi
Elinde, bu kâinatın Sahibi’nin bir fermanının bulunması, onu her asırda üç yüz milyondan fazla insanın kabul ve tasdik etmesi ve o fermanın, yani Kur’an-ı Azîmüşşân’ın yedi yönden harika olmasıdır. Kur’an’ın, kırk yönden mucize ve kâinatın Hâlıkı’nın sözü olduğu, Yirmi Beşinci Söz ve Kur’an’ın Mucizeleri adlı, Risale-i Nur’un bir güneşi hükmündeki meşhur bir risalede kuvvetli delilleriyle, etraflıca anlatıldığından, onu oraya havale ederek dedi ki:
“Böyle hak ve hakikatin ta kendisi olan bir fermanın tercümanı ve tebliğcisi bir zâtta (aleyhissalâtü vesselam) o fermana cinayet ve ferman sahibine hıyanet hükmünde olan yalan bulunamaz.”
Dipnotlar
- “…Ay bölündü.” (Kamer sûresi, 54/1).
- “(Ey Resûlüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin Allah attı.” (Enfâl sûresi, 8/17).
- Buhârî, menâkıb 27, menâkıbü’l-ensâr 36, tefsîru sûre (54) 1; Müslim, münâfikîn 43-48.
- Bu hadise hem Bedir’de hem de Huneyn’de vuku bulmuştur.
- Bkz. Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/303, 368; İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 2/155; İbni Hibbân, es-Sahîh 14/430.
- Bkz. Müslim, cihâd 81; Dârimî, siyer 16; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 7/399.
- Bkz. Buhârî, vudû 32, menâkıb 25; Müslim, fezâil 5-7.