İçeriğe geç

onunla niyaz eder.

• Bak! Hem o geniş dairedeki namazı öyle büyük bir cemaatle kılıyor, Cenâb-ı Hakk’a öyle yalvarıyor ki, âdeta Hazreti Âdem’den asrımıza kadar gelmiş ve kıyamete kadar gelecek bütün nuranî, kâmil insanlar ona uyup duasına “âmin” diyor.

• Hem bak, o zât herkesin muhtaç olduğu öyle bir maksat için dua ediyor ki, sadece yeryüzündekiler değil, belki gök ehli, hatta bütün varlıklar duasına ortak olup, “Evet, ey Rabbimiz! Onun istediklerini ver, duasını kabul et! Biz de istiyoruz.” diyorlar.

• Hem fakrının şuurunda olarak, öyle hüzünle, aşkla, iştiyakla, öyle tevazu ile yalvarıyor ki, bütün kâinatı ağlatıp duasına ortak ediyor.

• Öyle bir gaye için dua ediyor ki, insanı ve âlemi, hatta bütün varlıkları aşağıların en aşağısı olan dereceye düşmekten, kıymetsizlikten, faydasızlıktan kurtarıyor; en yüksek mertebe olan bekâya, kıymete, yüce vazifeye yükseltiyor.

• Hem öyle yüksek, öyle yakaran bir sesle istiyor ve öyle tatlı, merhamet dileyen bir niyaz ile yalvarıyor ki, âdeta sesini bütün varlıklara, göklere, Arş’a işittirip onları kendinden geçirircesine duasına “Âmin Allahım, âmin!” dedirtiyor.

• Bak, ebedî saadeti ve bekâyı, her şeyi işiten, sonsuz kerem sahibi öyle bir Kadir’den ve her şeyi gören, sonsuz merhamet sahibi öyle bir Alîm’den istiyor ki, o Zât, açıkça, en küçük canlının en gizli ihtiyacını, duasını görür, işitir, kabul buyurur ve ona merhamet eder. Yapılan dua, hal diliyle de olsa ona istediğini verir. Bunu öyle hikmetle, her şeyi görerek, merhametle yapar ki, o terbiye ve idarenin Semî, Basîr, Kerim ve Rahîm bir Zât’a has olduğuna şüphe bırakmaz.

On Üçüncü Reşha

İnsanların en faziletlilerini arkasına alarak şu yeryüzünde Arş-ı Âzam’a doğru el kaldırıp dua eden, insanlığın şeref kaynağı, zaman ve mekânda benzeri olmayan, gerçekten “Fahr-i Kâinat” unvanına lâyık o zât (aleyhissalâtü vesselam) acaba ne istiyor, bak, dinle:

Ebedî saadet istiyor, bekâ istiyor, Allah’a kavuşmayı ve cenneti istiyor. Hem de varlıkların aynasında hükümlerini ve güzelliklerini gösteren, Cenâb-ı Hakk’ın bütün kutsî isimleriyle istiyor. Eğer rahmet, inayet, hikmet ve adalet gibi, bu istediklerinin varlığını gerektiren

265