İçeriğe geç

“Keşke şu saltanata bedel, Muhammed-i Arabî’nin (aleyhissalâtü vesselam) hizmetkârı olsaydım! O hizmetkârlık, sultanlığın çok üstündedir.”

Şimdi, Rabbanî ilham ile gaipten haber veren ve Allah Resûlü’nün geleceğini bilen bu zâtlardan sonra, gaipten ruhlar ve cinler vasıtasıyla haber veren kâhinler de pek açık bir şekilde, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) geleceğini ve peygamber olduğunu bildirmişler. Bunlar çoktur; biz meşhur, manevî tevatür hükmüne geçmiş, pek çok tarih ve siyer kitabında nakledilmiş birkaçını söyleyeceğiz. Uzun kıssalarını ve sözlerini siyer kitaplarına havale edip onlardan yalnız kısaca bahsedeceğiz.

Birincisi: Şıkk isminde meşhur bir kâhindir ki, bir gözü, bir eli, bir ayağı varmış; âdeta yarım insan… Manevî tevatür derecesinde kesin bir şekilde tarihlere geçmiştir ki, işte o kâhin, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamber olduğunu haber verip tekrar tekrar söylemiş.

İkincisi: Meşhur Şam kâhini Satîh’tir. Kemiksiz, âdeta âzâsız bir vücuda sahip, yüzü göğsü içinde, bir hilkat garibesi ve çok da yaşamış bir kâhindir. Gaipten verdiği doğru haberler, o zaman insanlar arasında şöhret bulmuş. Hatta Kisrâ (İran Padişahı), gördüğü tuhaf bir rüyayı ve Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) dünyayı şereflendirdiği zaman sarayın on dört sütununun yıkılmasının sırrını Satîh’e sormak için Mûbezan denilen âlim bir elçisini göndermiş. Satîh, Kisrâ’ya şu mealde bir haber yollamış: “Sizde on dört padişah hüküm sürecek, sonra saltanatınız mahvolacak. Biri gelecek, bir din ortaya koyacak. İşte o, sizin dininizi ve devletinizi ortadan kaldıracak.” İşte Satîh, açıkça, Ahirzaman Peygamberi’nin geleceğini haber vermiş.

231