bakmış. Arkadaşları demiş ki: “İçeri girelim.” O şöyle cevap vermiş: “Nasıl girelim? Burada bir ağ görüyorum ki, Hazreti Muhammed dünyaya gelmeden önce yapılmış gibidir. Bu iki güvercin işte orada duruyor. İçeride adam olsa orada dururlar mı?”
İşte bunun gibi, mübarek güvercinlerin Mekke’nin fethinde de Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) başı üzerinde gölge yaptığını İmam-ı Celîl İbni Vehb naklediyor.
Hem sahih rivayetle Hazreti Âişe-i Sıddîka haber veriyor ki: Evimizde güvercin gibi, evcil bir kuş vardı. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) evdeyken hiç çırpınmaz, sessizce dururdu. Ne vakit Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) dışarı çıksa, o kuş başlardı harekete; gider gelir, hiç durmazdı. Demek o kuş, Allah Resûlü’nü (aleyhissalâtü vesselam) dinliyor, huzurunda temkinle susuyordu.
İkinci Hadise: Beş-altı farklı rivayetle aktarılmış, manevî tevatür hükmünü almış kurt hadisesidir. Bu hayret verici kıssa, meşhur sahabilerden nakledilmiştir.
Mesela Ebû Saidi’l-Hudrî, Seleme İbnü’l-Ekva’, İbni Ebî Vehb, Ebû Hureyre ve bu vakayı gören çoban Uhban çeşitli rivayetlerle haber veriyorlar:
Bir kurt, bir sürüdeki keçilerden birini yakalamış, çoban kurdun elinden kurtarmış. Kurt demiş ki: “Allah’tan korkmadın, benim rızkımı elimden aldın.” Çoban cevap vermiş: “Acayip, kurt konuşur mu?” Kurt da şöyle demiş: “Acayiplik senin halindedir ki, buranın arka tarafında bir zât var, sizi cennete davet ediyor, peygamberdir, onu tanımıyorsunuz.” Bütün rivayetler kurdun konuşmasında ittifak etmekle beraber, kuvvetli olan Ebû Hureyre’nin rivayetinde şöyle anlatılıyor: Çoban kurda, “Ben gideceğim, fakat keçilerime kim bakacak?” demiş. Kurt demiş ki: “Ben bakacağım.” Çoban, çobanlığı kurda devredip gitmiş, Resûl-u Ekrem’i (aleyhissalâtü vesselam) görmüş, iman edip
Dipnotlar
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/348; Abdurrezzak, el-Musannef 5/389.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/313; el-Halebî, es-Sîratü’l-Halebiyye 2/210; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/637.
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 6/112, 150, 209; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 7/418, 8/121.
- Buhârî, enbiyâ 54, fezâilü ashâb 5, 6; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 13; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 3/83.