Böyle çok misal var. Bu dördüyle yetiniyoruz.
• Başta İmam Tirmizî haber veriyor ki: Sa’d İbni Ebî Vakkas hakkında Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam),اَللّٰهُمَّ أَجِبْ دَعْوَتَهُ diye dua etmiş. Sa’d’ın duasının kabulü için dua buyurmuş. O asırda Sa’d’ın bedduasından herkes korkardı. Duasının makbul oluşu da şöhret buldu.
• Hem Resûl-u Ekrem, meşhur Ebû Katâde’ye أَفْلَحَ اللّٰهُ وَجْهَكَ، اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَهُ فِي شَعْرِه۪ وَبَشَرِه۪ buyurmuş, genç kalması için dua etmiş. Ebû Katâde yetmiş yaşında vefat ettiği zaman, on beş yaşında bir genç gibi olduğu –sahih nakille– şöhret bulmuştur.
• Meşhur şair Nâbiğa’nın meşhur kıssasıdır. Nabiğa, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanında bir şiirini okudu:
بَلَغْنَا السَّمَاءَ فِي مَجْدِنَا وَسَنَائِنَا وَإِنَّا نُرِيدُ فَوْقَ ذٰلِكَ مَظْهَرًا
yani, “Şerefimiz göğe çıktı, biz daha üstüne çıkmak istiyoruz.” mısralarını söyledi. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), latife suretinde şöyle buyurdu: إِلٰى أَيْنَ يَا أَبَا لَيْلٰى؟ O da cevap verdi: إِلَى الْجَنَّةِ يَا رَسُولَ اللّٰهِ Yani, Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) latife olarak dedi ki: “Gökten öbür tarafa nereyi istiyorsun ki, şiirinde orayı niyet ediyorsun?” Nâbiğa da, “Göklerin ötesinde cennete gitmek istiyoruz.” dedi. Sonra mânidar bir şiirini daha okudu. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) şöyle dua etti: لَا يَفْضُضِ اللّٰهُ فَاكَ Yani, “Senin ağzın bozulmasın.” İşte o peygamber duasının bereketiyle Nâbiğa yüz yirmi yaşındayken bir dişi bile eksilmemişti. Hatta bazen bir dişi düştüğü vakit yerine bir tane daha geliyordu.
• Hem –sahih nakille– Allah Resûlü, İmam Ali için şöyle dua etmiş: اَللّٰهُمَّ اكْفِهِ الْحَرَّ وَالْبَرْدَ Yani, “Ya Rab, ona soğuğun ve sıcağın zahmetini
Dipnotlar
- “Allahım! Onun duasını kabul et!” (Bkz. İbni Abdilberr, el-İstîâb 2/608. Ayrıca bkz. Tirmizî, menâkıb, 26; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 1/43; el-Bezzâr, el-Müsned 4/50).
- Buhârî, ezân 95; Tirmizî, menâkıb 37; el-Bezzâr, el-Müsned 3/274; İbni Hibbân, es-Sahîh 5/168-169.
- “Allah yüzünü pak etsin! Allahım! Onun saçına ve yüzüne bereket ver.” (Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/327. Ayrıca bkz. el-Hâkim, el-Müstedrek 3/549; el-Beyhakî, Delâilü’n- Nübüvve 4/193).
- el-Hâkim, el-Müstedrek 3/549; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 4/193; İbni Abdilberr, el-İstîâb 4/1731.
- el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/232-233; İbni Abdilberr, el-İstîâb 4/1516, 1743.