İçeriğe geç

Mübarek elini üstüne vurdu. Sonra sahabiler kafile kafile geldi, yedi ve gittiler. O yemekten geri kalan miktara yine bereket duası etti. Pak hanımlarının her birine birer kâse gönderildi. Emretti ki: “Hem yesin hem de yanlarına gelenlere yedirsinler.”

Evet, böyle mübarek bir evlilikte elbette böyle bir bereket lâzımdır ve bunun olduğu kesindir.

On İkinci Misal: Hazreti İmam Câfer-i Sâdık babası İmam Muhammedü’l-Bâkır’dan, o babası İmam Zeynelâbidin’den, o da İmam Ali’den naklediyor:

Fâtımatü’z-Zehrâ yalnız ikisine yetecek bir yemek pişirdi. Sonra Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) gelsin, beraber yesinler diye Hazreti Ali’yi gönderdi. Resûl-u Ekrem teşrif etti ve o yemekten her hanımına birer kâse gönderilmesini buyurdu. Kendisiyle Hazreti Ali, Fâtıma ve evlatlarına birer kâse ayrıldıktan sonra, Hazreti Fâtıma diyor ki: “Tenceremizi kaldırdık, daha doluydu, taşıyordu. Cenâb-ı Hakk’ın dilemesiyle, hayli zaman o yemekten yedik.”

Niçin bu nuranî, yüksek rivayet silsilesinden gelen şu bereket mucizesine gözünle görmüş gibi inanmıyorsun? Evet, buna karşı şeytan bile bahane bulamaz.

On Üçüncü Misal: Ebû Davud, Ahmed İbni Hanbel ve İmam Beyhakî gibi dosdoğru imamlar Dükeyn İbni Saîdi’l-Müzeniyyi’l- Has’amî’den, altı kardeşiyle beraber peygamber sohbetiyle şereflenmiş bir sahabi olan Nu’man İbni Mukarrini’l-Ahmesiyyi’l- Müzenî’den ve Cerir’den nakille, çeşitli rivayetlerle Hazreti Ömer İbnü’l-Hattab’dan aktarıyorlar:

Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Hazreti Ömer’e, “Ahmes kabilesinden gelen dört yüz atlıya yolculuk için azık ve yiyecek ver.”

155