Hazreti Ebûbekir’in az, Hazreti Ömer’in ise çok yaşayıp pek çok fetih yapacağını haber vermiş.
Hem buyurmuş ki:
زُوِيَتْ لِيَ الْأَرْضُ فَأُرِيتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا وَسَيَبْلُغُ مُلْكُ أُمَّتِي مَا زُوِيَ لِي مِنْهَا
yani “Yeryüzü doğudan batıya kadar ümmetimin eline geçecektir. Hiçbir ümmet o kadar mülk elde etmemiştir.” Haber verdiği gibi çıkmış.
Hem kesin ve sahih nakille, Bedir Savaşı’ndan önce,
هٰذَا مَصْرَعُ أَبِي جَهْلٍ.. هٰذَا مَصْرَعُ عُتْبَةَ.. هٰذَا مَصْرَعُ أُمَيَّةَ.. هٰذَا مَصْرَعُ فُلَانٍ وَفُلَانٍ
deyip Kureyşli müşriklerin reislerinin her birinin nerede katledileceğini göstermiş ve buyurmuş ki: “Übey İbni Halef’i ben kendi elimle öldüreceğim.” Haber verdiği gibi çıkmış.
Yine kesin ve sahih rivayetle, bir aylık mesafede, Şam civarında, Mûte adlı mevkideki meşhur savaşta çarpışan sahabilerini görür gibi ferman etmiş:
أَخَذَ الرَّايَةَ زَيْدٌ فَأُصِيبَ.. ثُمَّ أَخَذَهَا جَعْفَرُ فَأُصِيبَ.. ثُمَّ أَخَذَهَا ابْنُ رَوَاحَةَ فَأُصِيبَ.. ثُمَّ أَخَذَهَا سَيْفٌ مِنْ سُيُوفِ اللّٰهِ
Hadiseleri birer birer ashabına haber vermiş. İki-üç hafta sonra Ya’lâ İbni Münye savaş meydanından gelmiş, o daha söylemeden, dosdoğru sözlü Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) savaşı teferruatıyla anlatmış. Ya’lâ, “Dediğin gibi, aynen öyle oldu.” diye yemin etmiş.
Hem kesin ve sahih nakille, Resûl-u Ekrem buyurmuş ki:
Dipnotlar
- Bkz. el-Münâvî, Feyzu’l-Kadîr 2/56; İbni Abdilberr, et-Temhîd 22/126.
- Bkz. Kâsım İbni Sellâm, Garîbü’l-Hadîs 1/3; ez-Zemahşerî, el-Fâik 2/128. Yakın ifadeler için bkz. Müslim, fiten 19; Tirmizî, fiten 14; Ebû Dâvûd, fiten 1.
- “Burası Ebûcehil’in, burası Utbe’nin, burası Ümeyye’nin, burası da filan ve falanın yıkılıp devrileceği yer.” (Bkz. Müslim, cennet 76, cihâd 83; Ebû Dâvûd, cihâd 115; Nesâî, cenâiz 117).
- Bkz. İbni İshak, es-Sîre 3/310; İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 4/33; İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 2/46.
- “Sancağı Zeyd aldı, az sonra şehit edildi. Ardından Câfer İbni Ebî Tâlib aldı, o da şehit edildi. Peşinden İbni Revâha aldı, o da şehit edilince sancağı Allah kılıçlarından bir kılıç aldı.” (Bkz. Buhârî, cenâiz 4, cihâd 7, 77; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 3/113).
- Bkz. el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 4/365; İbni Asâkir, Târîhu Dimaşk 2/12; İbni Kesîr, el-Bidâye 4/247.