Asrın Fikir Mimarı meâlen, “Sizin bu iddia ettiğiniz meseleler, İslâm’ın yüzde beşi nispetindedir. Yüzde doksan beşini ise bizler zaten yaşıyoruz..” der. O hâlde, dinin yüzde doksan beşini yaşamak, ya da yaşanmasını sağlamak ve toplumun değişik kesimlerine bu konuda talim ve telkinde bulunma imkânı varken, âdeta arı kovanına çomak sokma gibi, gözlerinin içine baka baka başkalarını rahatsız etmek, bence Allah Resûlü’nün tebliğ adına sunduğu şeylere muvafık görünmemektedir. Eğer bütün mülhit ve mütecaviz ruhlar sizi takibe almışsa, sadece söz yanı ağır olan bu şeylerle koskocaman bir dünyayı tahrik etmiş, üzerinize saldırtmış, dini yaşama şartlarını ağırlaştırmış, dolayısıyla da hizmet atmosferinizi içinde yaşanmaz hâle getirmiş olursunuz ki, bu da, İslâm’a samimiyet ve sadakatten daha çok bir ihanet demektir.
Bu açıdan da, bazı şeyleri öne alıp, “Hele yapılması mümkün olanları bir yapalım, Allah Kerîm..” diyen insanları, “Dinin bazısına inanıyor, bazısına inanmıyor.” şeklinde mütalaa etmek yanlış olsa gerek. Kur’ân’ın bu hitabı bir kısım Ehl-i Kitap içindir. Hamdolsun bizler, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ âyetinden, مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ âyetine kadar her şeye inanıyoruz, hem de aksine ihtimal vermeyecek ve zerre kadar tereddüde düşmeyecek şekilde…