Keza İslâm, faizi ve tefeciliği hicretin dokuzuncu senesi yasak etmiştir ki, ondan sonra Efendimiz sadece bir yıl yaşamıştır. Aynı şekilde içki de Uhud savaşından sonra yasak edilmiştir. Hatta bu yüzden sahabe efendilerimiz, Allah Resûlü’ne gelip, “Yâ Resûlallah! Uhud’da şehit olan falan falan şahıs içki içip savaşa öyle gitmişlerdi. Ne olacak onların hâli?” demişlerdi. Bu durum, bizi İslâm’ın o büyük kahramanları hakkında farklı düşünmeye sevk etmesin; çünkü onlar, içki o gün yasak edilmediği için içmişlerdi. Dolayısıyla, meselâ kahramanlık adına en büyük kahramanlığı temsil eden, yiğitliği dillere destan ve kendisine göklerde Allah’ın aslanı denilen Hz. Hamza, Uhud’da şehit düştüğünde kursağında içki bulunması kat’iyen onun değerine olumsuz bir tesiri olmaz; olmaz ve sahabenin bu konudaki endişesi üzerine âyet nazil olur ve: “Artık iman etmiş olup imanlarının gereği sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanlar, işledikleri günahlardan endişe içinde iman edip salih işler yaptıkları, sonra endişelerinde daha bir derinleşip takvaya sarılarak iman ettikleri, sonra daha bir derinlikte takvaya sarılıp, bütün yaptıklarını Allah’ı görürcesine bir şuur ve samimiyet içinde yaptıkları takdirde, daha önceden yiyip içtiklerinden dolayı üzerlerine bir vebal yoktur.”3buyrulur.4
Dipnotlar
- 3 Mâide sûresi, 5/93.
- 4 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/295, 304; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 11/278.