Kanaat-i âcizanemce meseleleri bu zaviyeden ele almak lâzımdır ve bu bizim tarihimize ve mazimize uygun bir bakış açısıdır. Allah Resûlü’nün bir hadisine sadakat içinde işin bir yönü budur. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Size ait ölülerin fena yanlarını anmayın; onlardan iyi taraflarıyla bahsedin.”6 buyurur. Evet, onlar bize ait ölülerdir ve i’lâ-yı kelimetullah düşüncesini, mücadelesini bir lâhza kafalarından çıkarmayan kimselerdir. Koca Yavuz’u düşünürken bunu daha iyi anlıyoruz. Onun sadece iki tane çocuğu vardır. Osmanlı saraya kadın kız doldurdu, diyorlar. Sarayda o kadar kadın kız vardı da, nerde bunlardan olan çocuklar? Şayet Kanuni Sultan Süleyman da kalmasaydı koca Hilâfet-i Osmaniye yok olacaktı ve yerine ikinci bir adam konamayacaktı. Zira Yavuz, ömrünü atı üzerinde geçirdi.. ve hele üç sene attan hiç inmedi.
İşte bu noktalar çok mühimdir. Biz hayatın bize az gülüşü karşısında yan gelip her meseleyi masanın başında idare etmeye çalışıyoruz. Dünyanın neresinden neresine kadar hâkim olunduğu bir dönemde, atın üstünde haricî ve dahilî çeşitli düşmanlıklar karşısında mücadele eden insanları hafife almak, doğrudan doğruya kendi soy ağacına, soy kütüğüne küfretmek, ihanet etmek, en azından hakaret etmek demektir.
Dipnotlar
- 6 Tirmizî, cenâiz 34; Ebû Dâvûd, edeb 42.