İçeriğe geç

Evet, eğer bunlar hayata geçirilebilirse, soruda bahis mevzuu edilen olumsuzlukların hiçbiri söz konusu olmaz. Burada Übey b. Ka’b ile İbn Abbas (radıyallâhu anhümâ) arasında geçen hâdise, bizim düşünce ufuklarımızı aşacak boyuttadır. Bir gün Hz. Übeyy (radıyallâhu anh) ata binerken İbn Abbas atın üzengisinden tutar. Übeyy b. Ka’b onun bu davranışı karşısında: “Sen ne yapıyorsun, sen ki peygamberin amcasının oğlusun.” deyince; İbn Abbas: “Biz büyüklerimize hürmet göstermekle emrolunduk.” der. Bu defa Hz. Übeyy, İbn Abbas’ın elini tutup öper; “Biz de, Ehl-i Beyt’e karşı böyle davranmakla emrolunduk.” karşılığını verir.

Zannediyorum, bu mütekabiliyet duygusu geliştirilebilse, ne aşağıdakiler “Biz itaat ediyoruz.” diyerek üsttekilere karşı istiskalde bulunacak; ne de üsttekiler kendilerini dinlemeyen insanlar karşısında bazı şeyleri yaptırmada zorlanacaktır.

Hâsılı, istişare, nebevî; münferit hareket ise şeytanî bir davranıştır. İtaat ise meşveretin tabiî bir neticesidir. Cihan tarihinde peygamberler, vahiyle müeyyet oldukları hâlde istişare ederek hareket etmişlerdir. Bunun aksine, Ramses’ten Amnofis’e, Sezar’dan Napolyon’a; Cemil Meriç’in ifadesi ile ondan da deli teke Hitler’e, Stalin’e, Lenin’e kadar ne kadar firavun varsa bunların hepsi de müstebit, tek başlarına karar veren ve infaz eden insan görünümlü şeytanların çıraklarıdırlar.

7