Bizim sekine dediğimiz ve belki de çoklarımızın yaşadığı, gönüllerin, kalblerin kendisiyle itminana erdiği şeyle, melekleri ve onların inişini karıştırmamak gerekir. Asr-ı Saadet’ten bu yana, nice vak’alar vardır ki, melekler bazen insan suretinde, bazen kendilerine has keyfiyetle yeryüzüne inmişlerdir. Bazen ruhanîlerle melekler arasında bir iltibas yaşansa da fizikötesi bir kısım varlıkların yeryüzüne inişinde şüphe yoktur.
Ayrıca âyetlerde 3000 ve 5000 melekten bahsediliyor ki, ister Bedir’de ister başka yerde, bir avuç insanı zapturapt altına almak için bu kadar meleğe ihtiyaç yok; 5-10 melek bile onların hakkından gelebilir. Zira Elmalılı Hamdi Yazır’ın ifade ettiği gibi, مَلَكٌ kelimesi, Arapça’da مَلْأَكٌ ’den gelir. Bu ise güç ve kuvvet demektir. Onlardan değil 5-10 tanesi, bir tanesi bile -eğer Allah dilerse- Samanyolu’nu eline alır ve tesbih daneleri gibi çevirebilir.
Bu itibarla da, konuyu ele alırken, 3000-5000 meleğin inişini daha farklı anlamak icap eder. Melekler orada, yeryüzüne bir zafer şöleni için ve kendilerini gören mü’minlere moral takviyesi mülâhazasıyla inmiş olabilecekleri gibi, onlarla aynı şerefi paylaşmak için de inmiş olabilirler.